Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda; müvekkilinin, davalıya ait işyerinde 01.05.2007-31.12.2011 tarihleri arasında güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini, son maaşının net 907,19 TL olduğunu, vardiyalı çalıştığını, çalışmasının haftanın 6 günü 08.00-20.00/20.00-08.00 saatleri arasında olduğunu, işçilik alacaklarının ödenmediğini ve ileri sürerek; kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai, genel tatil ücretleri ile yol parası ve Tis'ten doğan alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının 21.12.2009 tarihinde güvenlik elemanı olarak çalışmaya başladığını, güvenlik hizmetinin özel bir şirkete devredilmesi nedeni ile iş sözleşmesinin sonlandırıldığını, tüm haklarının eksiksiz olarak ödendiğini savunmuş ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece kararın gerekçesinde; davacının iddiası ile davalının savunması ve tanık beyanları özetlendikten sonra toplanan delillere yer verilmiş ve talep edilen yemek ücreti ile sözleşme ikramiyesi taleplerinin ispatlanamadığından bahisle reddine hükmedildiği ifade edildikten sonra, bilirkişi raporunun dosya içeriğine, bilimsel verilere, yasa ve usule uygun olduğu belirtilerek itibar edildiği ve davanın kısmen kabulüne karar verildiği açıklanmıştır.
Mahkemenin gerekçe olarak yazdıkları, Anayasa’ nın ve HMK. nun anladığı anlamda bir gerekçe değildir. İçeriği dahi açıklanmayan bilirkişi raporuna atıf kararın gerekçeli olduğunu göstermez. Gerekçesiz karar yazılması, adil yargılanma hakkının ihlali olup, hatalıdır
Ayrıca, eldeki dava dosyasında; asıl dava ile birleşen iki ayrı dava da bulunmakta olup, birleştirme kararı verilen (... ... 8. İş Mahkemesinin 2013/654 Esas sayılı dosyası) ikinci dosyadaki taleplerin, 13.10.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile miktar olarak arttırıldığı, ancak ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edilmediği ve ıslaha karşı beyanları alınmaksızın karar verildiği saptanmıştır.
Yukarıda bahsi geçen ıslah dilekçesinin de davalı tarafa tebliğ edilerek, beyanı alındıktan sonra ve her bir dosya için ayrı ayrı iddia ve savunmalar bir değerlendirmeye tabi tutulup, T.C. Anayasası’ nın 141. Maddesinin amacına ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesine uygun olarak gerekçe oluşturmak sureti ile karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde gerekçesiz hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 13.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.