Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası,62,52,53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2..Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2015 tarihli kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. (Kapatılan) Ceza Dairesinin 13.12.2017 tarihli ve 2017/26163 Esas, 2017/26964 Karar sayılı kararı ile uzlaşma nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.01.2019 tarihli ve 2018/3 Esas, 2019/3 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası,62,52,53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanğın temyiz isteği; kararın bozulmasına usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

Sanığın emlak işini yaptığını belirterek bu konuda katılanda bir inanç oluşturduğu, katılana Kepez mahallesinde bulunan hazineye ait tapusuz olan evin tapusunu çıkartacağını belirttiği, sanığın, gecekondu olan bu yerin tapusunun katılana geçmeyeceğini bildiği halde katılanda bu evin tapusunu çıkarabileceğine inandırarak ve bu amaçla katılan adına vekaletname çıkarttığı, daha sonra bu işler için toplam 13.000 TL masraf gerektiğini söyleyerek katılandan önce 9.500 TL, daha sonra da 3.500 TL para almak suretiyle haksız menfaat elde ettiği, sanığın gerçekte tapu işlemleriyle ilgilenmediği ve bunu yapabilecek konumda bulunmadığı, eyleminin baştan beri müştekiye yönelik dolandırıcılık amacını taşıdığı iddia ve kabul olunan olayda temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.04.2024 tarihinde karar verildi.