İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesinin son fıkrası ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2019 tarihli ve 2018/289 Esas, 2019/267 sayılı Kararı ile; sanığın görevi kötüye kullanma suçundan beraatine hükmedilmiştir.

2.Katılan vekilinin istinaf talebi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan yargılama neticesinde Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 23.12.2020 tarihli ve 2020/589 Esas, 2020/470 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Katılan vekili, mahkemenin tanık beyanları ile hüküm kurduğunu ancak tanıklardan katılanın babası olan ...'nın katılanla 25 yıldır görüşmediğini, diğer tanığın ise sanığın işçisi olduğunu, bu nedenle beyanlarının sağlıklı olmayacağını, sanığın cezalandırılması gerekirken beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

Anayasanın 141 inci, 5271 sayılı Kanun'un 34 ve 230 uncu maddeleri ile 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca mahkeme kararlarının sanığı, katılanı, Cumhuriyet savcısını ve herkesi tatmin edecek, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması gerektiği nazara alınarak, Yargıtayın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine uyulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle bölge adliye mahkemesince verilen hükümde katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca gereği için kararı veren Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.04.2024 tarihinde karar verildi.