19.04.2016 tarihli karara yönelik temyiz istemini inceleme yetkisinin Yargıtay'a ait olması ve ilk hükmün temyiz inceleme sonucu bozulması halinde dosyanın yeniden ele alınabileceği gözetilmeden, yeniden duruşma açılarak 06.04.2017 tarihinde verilen ek kararın hukuki değerden yoksun olduğu belirlenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
Katılanın temyiz isteği; dosyadaki deliller karşısında sanık hakkında atılı suçtan mahkumiyet hükmü kurulması gerektiğine, vesaire ilişkindir.
Sanığın, katılanın facebook üzerinden yayımlandığı belgenin sahte üretildiği iddiasına ilişkin paylaşımlarıyla, katılanın ..., şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde somut fiil ya da olgu isnat ederek ve 03.04.2014 tarihinde katılan ile yaptığı telefon görüşmesi sırasında hakaret içerikli sözler söylemek suretiyle zincirleme hakaret suçunu işlediği iddia olunmuştur. Yerel Mahkemece, ''Soruşturma aşamasında katılanın paylaştığı belgenin sahte olup olmadığı konusunda araştırma yaptırıldığı ve katılana 28.03.2014 tarih 19061 sayılı yazı ile cevap verildiğinin Yüksek Öğretim Kurulu Eğitim Dairesi Başkanlığının cevabi yazısı ile teyit edildiği, belgenin içeriğinde 05.02.2014 tarihli Yükseköğretim Kurulunda alınan kararların geri alınarak Polis Akademisi Önlisans Programından mezun olup Polis Akademisi ile Atatürk Üniversitesi arasında yapılan protokol çerçevesinde Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi bünyesinde açılan Güvenlik Bİrimleri Lisans tamamlama programında mezun olanların Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi mezunları ile eşdeğer olmadığına karar verildiğinin kayıtlı olduğunun görüldüğü, soruşturma aşamasındaki sanık ile katılana arasındaki diyaloglara ilişkin Facebook çıktı kayıtlarında, sanığın isminin yazılı olduğu bölümün altındaki paylaşımlarda özetle, katılanın paylaşıma itibar edilmemesi gerektiğine değinilerek ayrıca YÖK ile irtibata geçilerek gereğinin talep edildiğini ifade ettiği, bunun yanında ayrıntılı bilgi için de ilgili profil ismi olan mensubu olduğu gruba yönlendirme yaptığının görüldüğü, sanığın isminin altında facebook ortamında paylaşılan mesajlarda katılanın belgeyi sahte olarak düzenlediği konusunda açık bir itham bulunmadığı, gerçekliği konusunda şüpheye düşüldüğünü gösteren ibarelere yer verildiğ, PMYO MEZUNU POLİTİKAM GRUBU isimli grubun soruşturma aşamasında kayıt altına alınarak çıktısı alınan 03 Nisan tarihli ana sayfa paylaşımında PMYO mezunları ile ilgili sahte oluşturulduğu ifade edilen belgelere değinildiğinin görüldüğü ve bu paylaşımın sayfa ana başlığında paylaşıldığı, sanığın paylaşımı olduğuna dair, facebook diyalog kayıtlarında olduğu gibi sanığın ismini barındırmadığı, ifadelerden anlaşılacağı üzere benzer durumda olan kişileri muhatap alan genel mahiyette bir ... olduğu, hatta bu paylaşımın altında katılanın paylaştığın belgenin dışında olduğu net olarak anlaşılan başka bir belgenin daha olduğunun görüldüğü, YÖK tarafından da teyit edilen katılanın paylaştığı belgede önceki karardan vazgeçilerek yeni bir karar ittihazına gidildiğinin anlaşıldığı, kamu kurumlarının bile daha önce verdikleri karardan vazgeçerek aksi istikamette karar verdikleri bir konuda, sosyal paylaşım sitelerinde kimin tarafından ne şekilde paylaşıldığı belli olmayan bir belge hakkında, o belge yönünden menfaatinin etkilendiğini düşünen kişinin, belgenin doğruluğu noktasında şüphe duymasının hayatın olağan akışına aykırı düşmediği, facebook kayıtlarında sanığın isminin yazılı olduğu mesajlarda, katılana yönelik belgede sahtecilik yönünde açık bir isnadın bulunmadığı, belgeye itibar edilmediği ve bu konuda, katılanı içine alacak şekilde YÖK'e ihbar yapıldığının belirtildiği, PMYO MEZUNU POLİTİKAM GRUBU isimli grubun 03 Nisan tarihli ana sayfa paylaşımında, katılanın paylaştığı belgenin dışında daha önce de paylaşılan başka bir belgeye de değinilerek genel mahiyette bir takım ifadelere yer verildiği, bu ana sayfa paylaşımının şeklen bile incelendiğinde sanığın elinden çıkmış olduğuna dair delil olmadığı, zira paylaşımın grup yöneticisi paylaşımı olmakla genel nitelikte ibareleri havi olduğunun görüldüğü, anlatılanlar bağlamında olaya bakıldığında, sanığın katılana yönelik olarak somut bir fiili, olgu isnat etmek bakımından genel kasıt ve irade ile hareket ettiğine dair yeterli kanaatin oluşmadığı, ayrıca mesaj bağlamında ismi altındaki paylaşımlarının da kişiyi bu yönden rencide edebilecek, somut bir fiil ya da olgu isnadı mahiyet ve özelliği haiz olmadığı değerlendirildiğinden, sanığın aksi sabit olmayan savunmaları karşısında unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine'' şeklindeki gerekçeyle atılı suçtan beraat hükmü kurulmuştur.
Sanığın, katılanın Facebook üzerinden yayımlandığı belgenin sahte üretildiği iddiasına ilişkin paylaşımları dışında 03.04.2014 tarihinde katılan ile yaptığı telefon görüşmesi sırasında hakaret içerikli sözler söylemek suretiyle zincirleme hakaret suçunu işlediği iddia olunmasına rağmen, Yerel Mahkemece, 03.04.2014 tarihinde telefonla gerçekleştirildiği iddia olunan hakaret eylemi yönünden herhangi bir değerlendirmede bulunulmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle beraat hükmü kurulması hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılanın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.04.2024 tarihinde karar verildi.