Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... mirasçıları vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin borçlu davalı ...'den 15.11.2010 vade tarihli senet nedeniyle 230.000,00 TL alacağının tahsili için Sincan 4. İcra Müdürlüğünün 2011/338 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, bu süreçte borçlu davalı ...'in maliki olduğu ......., ilçesi,........,Mahallesinde bulunan 94 ada 33 parseldeki 7 No.lu bağımsız bölüm ile ... köyündeki 376 ve 379 parsel sayılı taşınmazları düşük bedellerle tanıdığı davalılara satış suretiyle temlik ettiğini, davalı ...'in borçlunun arkadaşı ...nin babası olup emekli maaşı dışında geliri bulunmayan kişi olduğunu, aralarında para alışverişi olmadığını, satışların muvazaalı olup, alacağı karşılıksız bırakmak amacıyla yapıldığını ileri sürerek İİK'nin 277. maddesi uyarınca davalılar arasındaki satış işleminin iptali ile cebri icra yapma yetkisi verilmesine karar verilmesini istemiştir.

1-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazları tasarruf amacıyla satın aldığını, iddiaların doğru olmadığını, alım gücünün bulunduğunu, borçlu davalı ... ile akraba olmadığı gibi arkadaşlık ilişkisinin de bulunmadığını, borçluya yardımdan ziyade lehine tasarrufta bulunmayı amaçladığını, bedelin banka aracılığıyla ödenmesi zorunluluğu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

2-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava dilekçesinde adres bilgileri olmayıp dilekçenin 6100 sayılı HMK hükümlerine uygun düzenlenmediğini, 379 parsel sayılı taşınmazı emlakçı Mesut Şen vasıtasıyla davalı ...'ten 14.02.2011 tarihinde 120.000,00 TL bedelle elden ve nakit ödeme yapmak suretiyle satın aldığını, davacı ve davalılar arasındaki ilişkiden haberi olmadığını, diğer davalılar ile bir bağlantısı olmadığını, aynı bölgede başka taşınmazları da satın aldığı için bu taşınmazı da edindiğini, iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

3-Davalı ..., yargılamaya katılmadığı gibi davaya cevap da vermemiştir.

Mahkemenin 16.01.2020 tarihli ve 2011/443 esas ve 2020/29 Karar sayılı kararıyla; davalılar arasındaki satış işleminin muvazaalı olmadığına, gerçek satış olduğuna ve alacaklıları zarara uğratma kastı taşımadığına kanaat getirilerek davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı ...'in borcu ödememek, alacağı sonuçsuz bırakmak için her yola müracaat ettiğini, senedin zorla alındığı iddialarının Cumhuriyet Savcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına yönelik kararlar verilerek sonuçlandırıldığını, taşınmazların davalılara düşük bedellerle devredildiğinin bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, borçlu ... ile davalı ... arasındaki ticari ilişkisinin varlığının da davalı tanık beyanı ile açık olduğunu, alacaklıların ızrar kastı ile hareket edildiğini, menfi tespit istekli davanın reddedildiğini, dosya kapsamı ile muvazaalı işlemlerinin sabit olduğunu, davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Mahkemece iptali istenen tasarrufların gerçek değerin çok altında bir bedelle yapıldığı, davalı ...’in borçlu davalı ...’in arkadaşının babası ve aralarında ticari ilişki bulunan kişi olduğu, 379 parseli davalı ...’ten temlik alan davalı ...’ın ise kendi savunması ile o bölgede arazi satın alan kişi olduğu nazara alındığında Polatlı ilçesinde borçlu ...’in durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu, dava konusu tasarrufların İİK'nin 280/1. maddesi gereğince iptale tabi bulunduğu dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği bu sebeple; davacı vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile;

Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.01.2020 tarih, 2011/443 Esas, 2020/29 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, Davanın kabulü ile Ankara ili, ....., ilçesi, ... köyünde yer alan 376 parsel sayılı taşınmazın borçlu davalı ... tarafından davalı ...’e temlikine ilişkin 30/11/2010 tarih, 12474 yevmiyeli tasarrufun iptaline, davacının Sincan 4. İcra Müdürlüğünün 2011/338 Esas sayılı icra takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere alacaklı davacıya cebri icra yetkisi verilmesine, Ankara ili, ........ilçesi, ... Mahallesinde yer alan 94 ada 33 parsel sayılı taşınmazdaki 7 No.lu bağımsız bölümün borçlu davalı ... tarafından davalı ...’e temlikine ilişkin 03.09.2010 tarih, 10812 yevmiyeli tasarrufun iptaline, davacının Sincan 4. İcra Müdürlüğünün 2011/338 Esas sayılı icra takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere alacaklı davacıya cebri icra yetkisi verilmesine," karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... mirasçıları vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davalı ... ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; muris ile davalı borçlu arasında herhangi bir akrabalık veya arkadaşlık ilişkisi bulunmadığını, tanışık olmaları borçlunun durumunu bildiği anlamına gelmeyeceği, gerçek değerinin ödenerek satın alınıdğını, beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili, davalı borçluyu tanımadığını, aynı nüfusa bile kayıtlı olmadığını, yatırım maksatlı arsa satın alındığını, işlemin de emlakçı vasıtası ile yapıldığını beyan ederek temyiz dilekçesinin kabulü ile kararın bozulmasını talep etmiştir.

Dosya içeriğine, mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri.

1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına, dosyada dinlenen tanık beyanlarına göre davalı borçlu ... ile davalı ... ... arasında ticari ilişki bulunduğu davalı ...'in davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun anlaşılmasına göre davalı ... ... mirasçıları vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- İİK'nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Buradaki üçüncü kişiden maksat, borçlu ile doğrudan işlem yapan değil, borçlu ile işlemde bulunan kişiden mal veya hakkı satın alan kişi olup uygulamada buna dördüncü kişi denilir. Borçlu ile işlemde bulunmayan dördüncü veya ondan sonraki kişiler hakkında dava açılıp açılmaması davacının isteğine bağlıdır ve bu kişiler yönünden iptal kararı verilebilmesi kötü niyetli olduklarının yani borçlunun alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiğini bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduklarının kanıtlanmasına bağlıdır.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın elden çıkardığı tarihteki gerçek değeridir.
Somut olayda davacı alacaklı tarafından dava konusu .......ilçesi, ... köyü, 379 parselin 30.12.2010 tarihinde davalı ... ...'e onun tarafından da 14.02.2011 tarihinde davalı 4. Kişi ...'a devredilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince davalı ...'a devredilen gayrımenkule ilişkin tasarrufun davalı ...'ın Polatlı ilçesinde arazi satın almasına göre davalı borçlunun durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu gerekçesi ile davalı ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmişse de dosya kapsamına göre davalı 4. kişi ... yönünden varılan sonuç doğru değildir.
Davalı ...'ın nüfus kayıtlarına göre Ankara Çankaya/ Karakusunlar Mahallesine kayıtlı olduğu, ikametgah adresinin de Çankaya da olduğu, Gölbaşı-Ulus dolmuş hat işletmeciliği yaptığı, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre davalı ... ile davalı borçlu arasında iş, arkadaşlık, tanıdıklık, akrabalık gibi herhangi bir ilişkinin, kötü niyetinin olduğunun, davacı tarafından ispatlanamamasına göre, davalı ... yönünden davanın redddine, davalı ... mirasçıları yönünden ise; dava konusu gayrımenkulün davalı ... ... tarafından davalı ...'a devredildiği tarihteki gerçek değeri üzerinden icra dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere tahsiline karar verilmesi gerekirken, davalı ...'ıın ......, da arazi satın almasının davalı borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu kabul edilerek tüm davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Değerlendirme bölümünün (1) nolu bendinde yer alan sebeplerle davalı ... mirasçıları vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,

(2) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA;

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ... mirasçılarına yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı ...'a iadesine,

HMK nun 373/2 hükmü gereğince; dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.04.2024 tarihinde oybirlliği ile karar verildi.