SAYISI: 2022/İHK-27471
SAYISI: K-2022/84266
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; trafik sigortası bulunmayan aracın 16.11.2013 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu konumunda olan müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 5.100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini ıslah dilekçesiyle 59.726,86 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun sürücünün ehliyetsiz olduğu gerekçesiyle tazminattan %20 indirim yapılmak suretiyle kısmen kabulü ile 47.781,49 TL’nin yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tazminat hesaplaması sırasında yapılan ödemenin tenzilinden sonra müterafık kusur indirimin uygulandığı oysa ki müterafık kusur indiriminin herhangi bir indirim yapılmadan önce davacının zararı üzerinden yapılması gerektiği sonrasında davalının yaptığı ödemenin güncellenmiş halinin belirlenen tutardan indirilmesi dolayısıyla 44.484,71 TL olarak hüküm kurulması ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiği gerekçesiyle itirazların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; gerekçede müterafık kusur indiriminden sonra güncel ödemenin düşürülmesi gerektiğine yönelik itirazlarının kabul edilerek 44.484,71 TL tazminat belirlendiği ancak hükümde Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının vekalet ücretine ilişkin 4. bendinin değiştirilmesine, diğer hükümlerinin aynen infazına karar verildiği bu durumun gerekçe hüküm çelişkisine neden olduğunu, yapılan ödemenin yeterli olduğunu, başka borçlarının bulunmadığını, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, kusur oranını kabul etmediklerini, tazminattan hatır indirimi yapılması gerektiğini, sürücünün alkollü olması nedeniyle ve davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle de gerekli indirimlerin yapılması gerektiğini, rapor ücretinden sorumlu olmadıklarını belirtmiştir.
Uyuşmazlık, trafik kazası sonucu meydana gelen yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
1.Bilindiği üzere Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.
Somut olayda; İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde; "tazminat hesaplaması sırasında yapılan ödemenin tenzilinden sonra müterafık kusur indirimin uygulandığı oysa ki müterafık kusur indiriminin herhangi bir indirim yapılmadan önce davacının zararı üzerinden yapılması gerektiği sonrasında davalının yaptığı ödemenin güncellenmiş halinin belirlenen tutardan indirilmesi dolayısıyla 44.484,71 TL olarak hüküm kurulması ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiği gerekçesiyle itirazların kısmen kabulüne" karar verilmiş ancak hüküm fıkrasında bu gerekçe ile çelişki oluşturacak şekilde "...davalının itirazlarının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen kararın 4 nolu bendinin ...5.100,00 TL ücreti vekaletin...şelinde
değiştirilmesine, ... Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının değiştirilmiş bu hali ile aynen infazına..." hükmedilmiş ve gerekçe ile uyumsuz olacak şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Bu durumda, yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, çelişkili gerekçe ve gerekçe hüküm çelişkisi içerecek şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinin 2 nci fıkrası "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmünü haizdir. Bu düzenlemeye göre hüküm sonucu kısmında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak nitelikte belirtilmesi gerekir ve bu yön kamu düzenine ilişkindir.
5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin 12 nci fıkrası ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ve 16/A maddeleri ile uyuşmazlık dosyalarının öncelikle sigorta hakemleri tarafından çözülerek karara bağlanması, sigorta hakemlerinin verdiği kararlara karşı kararın bildiriminden itibaren 10 gün içinde itiraz olanağı tanınması, itiraz halinde ise üç kişilik İtiraz Hakem Heyetinin esas incelemesi yapması ve sigorta hakemlerince verilen kararı yerinde görmezse kaldırarak yeni karar vermesi düzenlenmiştir. İtiraz üzerine verilen kararların ise temyize tabi olduğu belirtilmiştir. Taraf itirazlarını yerinde bulan İtiraz Hakem Heyeti, hakem kararını kaldırarak yeniden hüküm kurabilmekte ve İtiraz Hakem Heyeti kararı, ilk hakem kararının yerini almakta olup temyize konu edilecek karar ise itiraz sonrası verilen İtiraz Hakem Heyeti kararıdır.
HMK'nın 297 nci maddesi gözetilerek denetlenebilir ve infaz edilebilir, asıl talep ve feriler dahil olacak şekilde yeniden hüküm kurulması gerekirken "... aynen infazına" şekilde karar verilmekle yetinilmiş olması da usul ve yasaya uygun bulunmamış, hükmün açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
3. Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) ve (2) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
17.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.