HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Mihalıççık Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2019 tarihli iddianamesiyle sanıklar ... ve... hakkında başka suçla birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca cezalandırılmaları için kamu davası açılmıştır.

2.Mihalıççık Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15.12.2020 tarihli kararıyla sanıklar ... ve... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun' un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bendi, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan ... müdafii ve sanıklar... ve ...' un istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 16.11.2021 tarih ve 2021/113 Esas, 2021/1464 Karar sayılı kararı ile sanıklar ... ve... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümdeki hukuka aykırılıklar düzeltilerek, hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

1.Sanık ...'un temyiz sebepleri; gerekçesiz karar verildiğine, eksik ve hatalı değerlendirme yapıldığına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluşmadığına, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğine, sanık ...'in olaya müdahalesi bulunmadığına, re'sen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

2.Sanık ...'in temyiz sebepleri; gerekçesiz karar verildiğine, eksik ve hatalı değerlendirme yapıldığına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluşmadığına, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğine, olaya müdahalesi bulunmadığına, re'sen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

Dava konusu olay, sanık ... ile katılan ... arasında hayvan otlatma meselesi nedeniyle husumet bulunduğu, olay tarihinden bir gün önce sanık ... ile katılanın telefonda tartıştıkları ve karşılıklı hakarette bulundukları, olay günü Mihalıççık İlçesi Dümrek Köyü girişinde bulunan su deposunda olan katılanı gören sanıkların, katılanın yanına gittikleri, sözlü tartışma yaşadıkları, bu esnada katılan ...'nın belindeki ruhsatsız silahı çıkararak ... ve...'e doğrultmak üzereyken sanıkların müdahale ettikleri ve bu esnada silahın patladığı, aralarında çıkan arbedede sanıkların katılanı yaraladıkları, sanık ...'un katılana ait silahı aldığı ve diğer sanık ... ile birlikte katılan ...'yı zorla arabaya bindirerek hürriyetini kısıtladıkları ve Dümrek Köyü içerisine götürüp bıraktıkları iddiasına ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince; sanıklar ... ve...'in, birden fazla kişi ile birlikte, silah kullanarak, cebir ve tehditle, katılan ...'yı araca bindirerek kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikleri sabit kabul edilerek atılı suçtan mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; sanıklar ... ve... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümde, "...5237 sayılı TCK'nın 109/2, 109/3-a-b ve 29/1 madde ve fıkraları gereğince belirlenen 3 yıl 9 ay hapis cezasından, aynı Kanunun 62/1. maddesi ile 1/6 oranında yapılan indirimle sonuç hapis cezasının 3 yıl 1 ay 15 gün yerine, hesap hatası sonucu 2 yıl 13 ay 15 gün hapis olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
Hükmedilen hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak hükmün (D) bendinin (6) nolu fıkrasında doğru uygulama yapılarak TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına karar verildiği halde, (8) nolu fıkrasında "Sanıklar hakkında adli para cezasına hükmedilmiş olduğundan TCK 51 ve 53. Maddelerin uygulanmasına yer olmadığına," şeklinde karar verilerek hükümlerde çelişkiye yol açılması,
Kanuna aykırı,..." olduğu gerekçesiyle katılan sanık ... müdafii ile katılan sanıklar ... ve...'in istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülerek, CMK'nın 280/1-a-d ve 303/1-f maddeleri uyarınca hükmün (D) bendinin (4) ve (8) nolu fıkralarının ayrı ayrı hükümden çıkartılarak (4) nolu fıkrası yerine;

"4) Cezanın sanıkların geleceği üzerindeki olası etkileri göz önüne alınarak TCK’nın 62/1. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanıkların AYRI AYRI 3 YIL 1 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZA LANDIRILMALARINA,"
şeklindeki ibarelerin eklenmesi, sonraki fıkraların buna göre teselsül ettirilmesiyle sair yönleri usûl ve kanuna uygun bulunan hükümlere yönelik istinaf başvurularının hükümlerdeki hukuka aykırılığın düzeltilmesi suretiyle esastan reddine..." şeklinde karar verilmiştir.

Her ne kadar ilk derece mahkemesince, sanıklar ... ve... hakkında tek fiil bölünmek suretiyle kasten yaralama suçundan kesin nitelikte adli para cezasına hükmedilmişse de, katılan ...' ya yönelik gerçekleştirilen kasten yaralama eyleminin, cebirle gerçekleştirilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cebir ve şiddet unsuru içerisinde kaldığı ve bu suçtan ayrı bir hüküm kurulamayacağı anlaşılmakla, sanıklar hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükümleri yönünden kanun yararına bozma yoluna gidilmesi mümkün görülmüştür.
5237 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesinde düzenlenen ''mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, güvenli bir yerde serbest bırakma'' şartlarının gerçekleşmediği ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşulları oluşmadığından Tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

1.Dava dosyası içeriği, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, sanıkların savunmaları, katılan anlatımları, tanık beyanları, uzmanlık raporları ve tüm dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliyesi Mahkemesi kararında isabetsizlik olmadığından sanıklar ... ve...'in, gerekçesiz karar verildiğine, eksik ve hatalı değerlendirme yapıldığına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluşmadığına, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğine, sanık ...'in olaya müdahalesi bulunmadığına yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar ... ve...'in, yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 16.11.2021 tarih ve 2021/113 Esas, 2021/1464 Karar sayılı kararında sanık ... ve sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mihalıççık Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2024 tarihinde karar verildi.