Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili, asli müdahil Orman İdaresi vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " Orman İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinin incelenmesi sonucunda, Orman İdaresi tarafından usulüne uygun olarak asli katılan sıfatı ile davaya katılınmadığı veya ayrıca açılmış bir davası bulunmadığı anlaşıldığından temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerektiği, davacı Hazine vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise, davalı vekilinin dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği yönündeki itirazlarının ... 1. Cadde No: 7 Organize Sanayi Bölgesi Ümraniye / İstanbul adresinde ... isimli davalı şirket çalışanına tebliğ edildiği ve tebliğ evrakının üzerine şirketin kaşesinin vurulduğu anlaşıldığından yerinde görülmediği açıklandıktan sonra, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı, iptali istenen tapu kayıtlarının arazi kadastrosu sırasında dayanak alınan 30.07.1996 tarihli 20 ve 21 sıra sayılı tapu kayıtlarının tüm tedavüllerinin ve 21 sıra sayılı tapu kaydının hükmen oluştuğu halde ilgili mahkeme kararının getirtilmediği, komşu parsellerin tespitine esas alınan tapu kayıtları ile birlikte uygulama yapılmak suretiyle dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığının belirlenmediği, yörede yapılan orman kadastrosu dışında kalan ve tapu miktar fazlası bulunan alanların zilyetlikle kazanılmasının mümkün bulunduğunun gözetilmediği, usulünce zilyetlik araştırması yapılmadığı, HMK'nin 280 inci maddesi uyarınca bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilerek raporlara karşı varsa itirazlarını sunma imkanları tanınmadığı, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulduğu belirtilerek, usulüne uygun araştırma ve inceleme yapılması " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... dosya kapsamında bulunan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, taşınmazların kısmen orman sayılan yerlerden olup eylemli haliyle de orman olduğu, tapu ve zilyetlikle ormandan yer kazanılamayacağı, tapu kayıt miktar fazlası olup tarım arazisi olan kısımlar yönünden ise tespitin yapıldığı 2003 yılına kadar kazanma koşullarının oluştuğu " gerekçesiyle, davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüne ve dava konusu Kırklareli ili ... ilçesi ... Köyü ... Tepe Altı Yolu mevkii 101 ada 141 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 02.01.2017 havale tarihli raporuna ekli krokide (a), (b), (c) harfleri ile gösterilen toplam 14.817,26 m2 yüzölçümlü bölümü dışında kalan 39.717,37 m2 kısmına ilişkin tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine, dava konusu aynı yer 101 ada 205 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 02.01.2017 havale tarihli raporuna ekli krokide (d), (e) harfleri ile gösterilen toplam 5.523,49 m2 yüzölçümlü bölümü dışında kalan 21.694,22 m2 kısmına ilişkin tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili, asli müdahil Orman İdaresi vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; bilindiği üzere, T.C. Anayasası'nın 141 inci maddesi hükmü uyarınca, "duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir". 6100 sayılı Hukuk Muhkameleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2 nci madde hükmü gereğince de, yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilmesi gerekmekte olup, anılan Kanun'un 298/2 inci maddesi ise, sonradan yazılacak gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı hükmünü amirdir. Bu nedenle, mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından, kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim; Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararında da, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı ifade edilmiş ve bu durumda mahkemece yapılacak işin, önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibaret olduğu açıklanmıştır.
Öte yandan, kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki, mahkemelere ve yargıya olan güveni sarsacağı gibi, infazda duraksamaya yol açacağı da açıktır. Hükümlerin kurulmasında esas olan kısa karar olup, gerekçeli karar da buna uygun olmalıdır.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince verilen kısa kararda, " Davacının davasının kabulüne, dava konusu Kırklareli ili Demirköy ilçesi ... köyü ... tepe altı yolu mevkiinde 101 ada 141 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisine ait 02.01.2017 havale tarihli raporuna ekli krokide (a), (b), (c) harfleri ile gösterilen toplam 14.817,26 m2 yüzölçümlü bölümün dışında kalan 39.717,37 m2 kısmına ilişkin tapusunun iptali ile orman vasfı ile ... adına tesciline, dava konusu Kırklareli ili Demirköy ilçesi Hamdibey Köyü Mihalangoz tepe altı yolu mevkiinde 101 ada 205 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisine ait 02.01.2017 havale tarihli raporuna ekli krokide "d", "e" harfleri ile gösterilen toplam 5.523,49 m2 yüz ölçümlü bölümün dışında kalan 21.694,22 m2 kısmına ilişkin tapusunun iptali ile orman vasfı ile ... adına tesciline," şeklinde davanın tümüyle kabulü yönünden hüküm kurulduktan sonra, gerekçeli kararda bu kez, " Davacının davasının kısmen kabulüne, dava konusu Kırklareli ili Demirköy ilçesi Hamdibey köyü Mihalangoz tepe altı yolu mevkiinde 101 ada 141 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisine ait 02.01.2017 havale tarihli raporuna ekli krokide (a), (b), (c) harfleri ile gösterilen toplam 14.817,26 m2 yüzölçümlü bölümün dışında kalan 39.717,37 m2 kısmına ilişkin tapusunun iptaliyle orman vasfı ile ... adına tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine, dava konusu Kırklareli ili Demirköy ilçesi Hamdibey Köyü Mihalangoz tepe altı yolu mevkiinde 101 ada 205 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisine ait 02.01.2017 havale tarihli raporuna ekli krokide (d), (e) harfleri ile gösterilen toplam 5.523,49 m2 yüzölçümlü bölümün dışında kalan 21.694,22 m2 kısmına ilişkin tapusunun iptali ile orman vasfı ile ... adına tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine" şeklinde hüküm tesis edilerek, kısa kararda davanın tümüyle kabulüne karar verildiği halde, gerekçeli kararda davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmek suretiyle kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulmuştur.
Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesince, tefhim olunan kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanunun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin harcın istek halinde davalı şirkete iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.