Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.05.2014 tarihli ve 2014/54 Esas, 2014/115 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62,52,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 133.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tekerrür hükümleri uyguanmasına karar verilmiştir.

2. Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 20.10.2020 tarihli ve 2017/25946 Esas, 2021/10150 Karar sayılı kararıyla, "... Sanık savunması, katılan ve tanık beyanları, teşhis tutanağı, kamera kayıtları ile dosya kapsamından sanığın kendisini polis olarak tanıtmış olmasına rağmen suç tarihi itibariyle 5237 sayılı TCK’nın 158/1-L maddesinin de yürürlükte olmadığı gözetilerek, internet sitesindeki ilanın ardından, sanığın katılan ile telefonda ve yüz yüze görüştüğü, bu görüşmelerde sanığın hileyi sergileyip katılanı aldattığı şeklinde gerçekleşen eylemin uzlaşma kapsamına alınan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.03.2021 tarihli ve 2020/487 Esas, 2021/128 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,52,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 8.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyizi, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, zamanaşımı süresinin dolduğuna, eksik inceleme yapıldığına ilişkindir.

Katılanın, www.sahibinden.com adlı internet sitesinden satılık bir ev ilanı görmesi üzerine ilânda yer alan telefon numarasını aradığı, telefon numarasında kendisini Selim olarak tanıtan sanık ile 07.09.2012 günü Bostancı'da buluştukları, polis olduğunu söyleyen sanıkla tapuda Emine Okutucu adına kayıtlı bulunan evi 90.000 Türk lirasına almak konusunda anlaştığı, 12.09.2012 tarihinde kendisini Selim olarak tanıtan sanık ile Tepeüstü mah. Alemdağ caddesi üzerinde tekrar buluştuğu, kredi olarak çektiği 80.000 Türk lirasını sanığa vereceği ancak sanığın paranın bir kısmını dolar olarak almak istediği, bunun üzerine döviz bürosuna gidip 20.000 Türk lirası karşılığında 9.800 Dolar para aldığı, geri kalan para ile birlikte Selim adlı sanığa 9.800 Amerikan doları ve 60.000 Türk lirası parayı verdiği, sanığın ise tapuda işlemlerin yapılması için evin sahibi olarak tapuda gözüken kişiyi getireceğini belirterek araçtan indiği ve ortadan kaybolduğu, bu şekilde haksız menfaat temin ettiği iddia edilmiş, mahkemece bozma ilâmı doğrultusunda, eylemin suç tarihine göre lehe kabulle basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı tespit edilerek yapılan incelemede;
1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.03.2021 tarihli ve 2020/487 Esas, 2021/128 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.04.2024 tarihinde karar verildi.