Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği, Yargıtay incelemesinden geçen dosyalar için temyiz süresi tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 1 hafta olmasına rağmen, gerekçeli kararda temyiz süresi 15 gün olarak gösterilerek taraflar temyiz süresinde yanıltıldığından temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İstanbul 25.Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.09.2014 tarihli ve 2012/740 Esas, 2014/294 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 50 nci maddesi uyarınca 6.000,00 TL ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.

2.İstanbul 25.Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.09.2014 tarihli ve 2012/740 Esas, 2014/294 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 23.10.2017 tarihli ve 2017/21150 Esas, 2017/21047 Karar sayılı kararı ile "sanığa yüklenen basit dolandırıcılık suçu nedeniyle hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu," gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine, İstanbul 25.Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.03.2019 tarihli ve 2018/658 Esas, 2019/193 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 50 nci maddesi uyarınca 6.000,00 TL ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.

Sanık, ceza uzlaştırma hükümlerine tabi olmasına rağmen uzlaşmanın gerçekleşmediğini, emsale göre çok daha fazla ceza aldığını beyan ederek hükmü bozulması istemiyle temyiz etmiştir.

1. Katılanın müdür yardımcısı olarak görevli olduğu İKEA mağazasına müşteri olarak gelen sanık ve temyiz dışı sanığın reyonda bulunan bazı ürünlerin üzerindeki yüksek fiyat etiketlerini sökerek yerine fırsat reyonunda yer alan çok daha düşük bedelli ürünlerin etiketini yapıştırdıkları, mağaza çalışanının uyarısı üzerine sanığın temyiz dışı sanık ile birlikte toplam etiket değeri 279,00 TL olan 4 adet üründe etiket değişikliği yapmak suretiyle toplam 52,00 TL ödeyerek kasadan çıktıkları somut olayda, sanığın üzerine atılı hırsızlık suçu işlediği iddia olunmuştur.

2. Sanık savunmasında; olayda herhangi bir amaç ve kastı olmadığını, temyiz dışı sanıkla birlikte sabah kahvaltısı ve öğlen yemeğini yediklerini, gün boyunca orda gezdiklerini, alışveriş yaparken kasaların yanında teşhir edilen tekstil ve diğer elektronik ürünler olduğunu, iki parça perde ve iki paspas koyun postu aldığını, birinde etiket olmadığını, aynı bölümde yer alan diğer aynı üründeki etiketi alıp kendi aldığı etiketsiz ürünlere yapıştırdıklarını, kasadan geçtikten sonra kendilerini çağırdıklarını, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.

3. Bozma üzerine sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosya uzlaştırma bürosuna tevdi edilmiş ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde rapor düzenlenmiştir.

4. Mahkemece, sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğinin kabulü ile mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun uzlaştırma kapsamında olması nedeniyle uzlaştırmada duran süre de gözetilerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;

1. Sanığın, temyiz dışı diğer sanık ile birlikte olay tarihinde alışveriş yaptıkları mağazada ürünler üzerinde bulunan barkod ve satış fiyatını taşıyan etiketleri değiştirmek suretiyle düşük bedelle ödeme yaptıktan sonra mağazadan ayrılmak üzereyken durdurulmaları sonrası ürünlerin iade edildiği somut olayda; sanığın üzerine atılı suçun teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeksizin hüküm kurulması,
2.5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uygulamasında taksit aralıklarının hükümde gösterilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.03.2019 tarihli ve 2018/658 Esas, 2019/193 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.04.2024 tarihinde karar verildi.