Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 31.01.2013 tarihli ve 2013/448 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık ... hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

2. Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.11.2013 tarihli ve 2013/43 Esas, 2013/271 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca teşdiden 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 84.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.11.2013 tarihli ve 2013/43 Esas, 2013/271 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 03.10.2019 tarihli ve 2017/4874 Esas, 2019/9403 Karar sayılı kararı ile; "Suç tarihinde katılanı cep telefonu ile arayıp, kendisini Emniyet müdürü olarak tanıtan sanığın “sizin kullanmakta olduğunuz telefonu bir pkk terör örgütü mensubunun kullandığını tespit ettik, bu şahsı yakalamak için bize yardımcı olmanız gerekir” diyerek katılanın 19.500 TL parayı yatırmasını sağladığı, ardından yeniden arayıp, “tekrar bankaya git, biz bir şahsı yakaladık, diğer iki şahsı daha yakalamamız için 22.500 TL daha para gönder” dediği ve katılanın sanığın vermiş olduğu hesaba 22.500 TL daha havale ettiği, yine verilen telefon numaralarına kontör gönderdiği, bu suretle sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine; ancak, 1-) Banka hesabının ödeme aracı olarak kullanıldığı olayda, eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile eklenen TCK'nın 158/1-L maddesine göre lehe olan aynı Kanun’un 157/1, 43/1. maddesinde düzenlenen teselsül halinde basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek TCK'nın 158/1-f maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini, 2-) Sanığın eylemine uyan ve 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu, 3-) Kabule göre de; 5237 sayılı TCK'nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde belirtilen nitelikli hallerde suçtan elde edilen haksız menfaati belli ise; TCK'nın 52. madde hükmü de gözetilmek sureti ile haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde temel adli para cezası aynı Kanun'un 61. maddesi uyarınca gün olarak belirlenerek artırım ve indirimler gün üzerinden yapıldıktan sonra, ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı 52/2. madde hükmü gereğince 20-100 TL arasında takdir edilecek miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerekirken, TCK'nın 158/1-f maddesi uyarınca 5 gün adli para cezası ceza tayin edilip, TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca ¼ oranında arttırım yapılarak belirlenen 6 gün adli para cezasından, TCK'nın 62/1. maddesi uyarınca 1/6 indirim yapılarak belirlenen 5 gün adli para cezasının anılan Yasanın 52/2. maddesi gereğince günlüğü 20 TL'den 100 TL'ye çevrilip, TCK'nın 158/1-f-son maddesi gereği 84.000 TL adli para cezasına çıkartılması suretiyle ile anılan madde metnine muhalefet edilmesi," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. Bozma sonrası, Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.10.2020 tarihli ve 2019/811 Esas, 2020/411 Karar sayılı kararı ile suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası nazara alınarak sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden 2 yıl 6 ay hapis ve 41.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 12.11.2021 tarihli ve 15-2021/24140 sayılı düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık müdafiinin temyiz isteği; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, sanığın, suç işleme kastının olmadığına, üzerine atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının doğru olmadığına, takdiri indirim nedenlerinin uygulanmadığına, sanığın yokluğunda karar verildiğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına, kısa karar ile gerekçeli kararın uyumlu olmadığına ve kararın bozulması gerektiğine, ilişkindir.

1. Suç tarihinde katılanı cep telefonu ile arayıp, kendisini Emniyet müdürü olarak tanıtan sanığın “sizin kullanmakta olduğunuz telefonu bir PKK terör örgütü mensubunun kullandığını tespit ettik, bu şahsı yakalamak için bize yardımcı olmanız gerekir” diyerek katılanın 19.500,00 TL parayı yatırmasını sağladığı, ardından yeniden arayıp, “tekrar bankaya git, biz bir şahsı yakaladık, diğer iki şahsı daha yakalamamız için 22.500,00 TL daha para gönder” dediği ve katılanın sanığın vermiş olduğu hesaba 22.500,00 TL daha havale ettiği, yine verilen telefon numaralarına kontör gönderdiği, bu suretle sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.

2. DenizBank Ardahan Şubesinin 14.09.2012 tarihli yazısı ile katılan ...'ın şubelerinden göndermiş olduğu 19.500,00 TL ve 22.500,00 TL paranın DenizBank Batman şubesinden çekildiği, DenizBank Batman Şubesinin 21.09.2012 tarihli yazıları ile de katılan tarafından yatırılan ve sanık tarafından çekilen paraya dair makbuzlar ve diğer evrak ile kamera kayıtlarının gönderildiği belirtilmiştir.

3. Sanık, paranın yatırıldığı hesabın kendisine ait olduğunu ve parayı kendisinin çektiğini her aşamada ikrar etmiş ancak bunu tanımadığı birinin talebi üzerine sırf insanlık namına yardım için yaptığını, kimseyi dolandırmadığını, suçsuz olduğunu savunmuştur.

4. Katılanın aşamalardaki anlatımları istikrarlıdır.

5. Bozma sonrası sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde 17.06.2020 tarihli rapor düzenlendiği görülmüştür.

6. Mahkemece, tüm dosya kapsamından sanığın kamu görevlisi olduğunu söylemek suretiyle hileli hareketlerle katılandan haksız menfaat temin etmek şeklindeki eyleminin, suç tarihinden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında kaldığı belirlenerek, suç tarihinde (L) bendinin yürürlükte olmaması nedeniyle aynı Kanunu'nun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası nazara alınarak sanığın lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca basit dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına ilişkin hukuki süreç başlığı altında yazılı temyiz incelemesine mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

7. Sanığın savunmaları, katılanın anlatımları, olay tutanağı içeriği, katılan tarafından paranın sanığın adına havale yapıldığına ve yatırılan paranın sanık tarafından çekildiğine dair DenizBank havale ödeme dekontları, HTS inceleme raporu, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. ve Vodafone Telekomünikasyon A.Ş.nin yazıları, sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, kolluk tarafından tutulan tutanaklar, uzlaştırma raporu ve diğer deliller dosya arasındadır.

5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin birinci fıkrası ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 34 üncü maddeleri gereğince "şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu" 26.02.2020 tarihinden ile "uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporun uzlaştırma bürosuna verildiği" 17.06.2020 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;

1. Gerekçeli karar başlığında "bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" şeklinde yanlış yazılan suç adının "dolandırıcılık" şeklinde mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

2. Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin sanığın iddianame konusu eylemi gerçekleştirdiği hususundaki sübuta yönelik kabul gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanın tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerler uyumla olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak;

4. Kararda Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen;
a) 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenen 2 yıl hapis ve 2000 gün adli para cezasına zincirleme suç hükümleri uygulanarak aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 1/4 oranında arttırım yapılması sonucu belirlenen; 2 yıl 6 ay 2500 gün adli para cezasından aynı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken 2 yıl 1 ay hapis ve 2083 gün adli para cezası yerine, hatalı hesap sonucu 2 yıl 6 ay hapis ve 2083 gün adli para cezasına hükmedilmesi suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi,
b) 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrası ve bu maddeye göre çıkarılan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 38 inci maddesindeki “Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır, ilgili ödenekten karşılanır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, bu ücret ve giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri hakkında Kanunun yargılama giderlerine ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü uyarınca, 05.11.2013 tarihli hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi ve sanık lehine bozulması nedeniyle, lehe bozma sonrası uzlaştırma gideri dışındaki diğer yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.10.2020 tarihli ve 2019/811 Esas, 2020/411 Karar sayılı kararında sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulandığı paragraftaki "2 yıl 6 ay" ibaresi yerine "2 yıl 1 ay" ibaresi yazılması ve yargılama giderlerine ilişkin bölüm çıkarılarak yerine "Bozma öncesi yargılama giderleri ile bozma kararı sonrası yapılan uzlaştırmacı giderinin sanıktan tahsiline," ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.04.2024 tarihinde karar verildi.