Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak orman parselinin bir bölümü hakkında açılan tapu iptali ve tescil ile orman kadastrosuna itiraz davasında dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, Rize ili Pazar ilçesi ... Köyü sınırları dahilinde bulunan 112 ada 1 ve 2 sayılı parsel ile aynı yerde müvekkillerinin murisi adına kayıtlı 113 ada 2 parsel sayılı ve üçüncü kişi adına kayıtlı 113 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar arasında kalan, köy tüzel kişiliği adına kayıtlı, köy araç yolunun üstünde kalan, davalı idare adına kayıtlı 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan taşınmaz parçasının müvekkillerinin murisine ait olduğu ve nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla taşınmazı kullandıkları, bu taşınmaz parçasının evvelde murisleri adına kayıtlı 113 ada 2 parsel sayılı taşınmazla bütün olduğu, kullanımın halen mirasçılar tarafından devam ettirildiği, bu taşınmaz parçasının evvelde murisleri adına kayıtlı 113 ada 2 parsel sayılı taşınmazla bütün olduğu, kullanımın halen mirasçılar tarafından devam ettirildiği iddialarıyla dava konusu taşınmazın çekişmeli olan bölümünün tapu kaydının iptali ile tereke adına dava açılması nedeniyle, bu yerin muris adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, "Bilirkişi raporu ve Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca ve Kadastro Kanunu 18/2 uyarınca öncesi orman olan taşınmazların zilyetlikle iktisaplarının mümkün bulunmadığı, ayrıca zilyetlik olsa bile söz konusu zilyetliğin ekonomik gelir elde etmek amacıyla yapılmasının Yargıtay tarafından aranılan kriterlerden biri olduğu, dolayısıyla dava konusu taşınmazın davacılar tarafından ekonomik gelir elde etmek amacıyla kullanılmadığı, ayrıca öncesinin de orman niteliğinde bulunması nedeniyle zilyetlik ile iktisap edilebilecek taşınmazlardan olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili; dava konusu taşınmazların evvelden beri müvekkilinin murisleri tarafından ot biçmek suretiyle hem tarımsal hem de hayvancılık amaçlı kullanıldığı, murislerinin ölümünden sonra da mirasçıları olan müvekkili tarafından aynı amaçla tasarruf edildiği, dava konusu edilen taşınmaz parçasına yakın ve özel mülkiyete tabi taşınmazların bulunduğu, taşınmazın bulunduğu yerde köy tüzel kişiliğine ait araba yolunun bulunduğu, ayrıca taşınmazın içerisinde taşınmazı diğer köylere bağlayan patika yolunun olduğu, bu yolun hem diğer köylere hem de ilçeye gidişte kullanılan yol olması gibi nitelik taşımasının değerlendirmeye alınmadığı, taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyete rastlanıldığı, üzerinde mısır, fasulye başta olmak üzere sair tarımsal ürünler yetiriştirilmek üzere kullanıldığı, hatta üzerinde hayat faaliyetleri yürütüldüğüne ilişkin yerleşke unsurları olarak kabul edilen karayemiş, ceviz gibi meyve ağaçları ile üzerinde tarımsal ürünleri yabani hayvanlardan korumak üzere ahşaptan yapılma küçük yapıların var olduğu, zilyetliği altındaki bir yerin emek ve para sarf edilerek tarım toprağı haline getirdikten sonra güçlendirmek amacıyla yapılan işlemler ihya olgusu içinde kabul edilmesi gerektiği, kazanmaya elverişli nitelikte zilyetlikle ilgili unsur ve hususların ta doğruladığı, taşınmazda bitki örtüsü itibariyle kültür bitkilerinin hakim olduğu, taşınmazın çevresinde ferdi mülkiyete dönüştürülmüş parsellerin bulunduğu, taşınmazla ilgili olarak bilirkişi kurulu raporundaki değerlendirmeler ile dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin içeriğinin uyuşmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle Kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olmasına, istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplere, komşu taşınmaz kayıtlarının dosyaya getirtilip incelenmesinde belgesiz olduklarının anlaşılmasına, yöreye ait en eski 1963 tarihli hava fotoğrafı üzerinde ve zeminde yapılan inceleme sonucu düzenlenen orman mühendisi bilirkişi kurulu raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve Kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermiştir.
Davacılar vekili, mahkemenin keşif esnasındaki mahalli durumu gözetmediği, taşınmazın evvelden beri müvekkil murisleri tarafından ot biçmek suretiyle hem tarımsal hem de hayvancılık amaçlı kullanıldığı, murislerinin ölümünden sonra da mirasçıları olan müvekkil tarafından aynı amaçlı tasarruf edildiği, taşınmazın evvelden halihazırda müvekkil adına kayıtlı ve yolun altında bulunan parselle bir bütünlük arz ettiğini, dava konusu edilen taşınmaz parçasına yakın ve özel mülkiyete tabi taşınmazlar bulunduğu, taşınmazın içerisinde araba yolunun ve patika yolunun bulunduğu, bu hususun kararda dikkate alınmadığı, taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyete rastlanıldığı, ahşaptan yapılma küçük yapıların var olduğu, ihya olgusunun gerçekleştiği, kazanmaya elverişli nitelikte zilyetlikle ilgili unsur ve hususların taşınmazda açıkça yer aldığı iddialarıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.