Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, Kastamonu ili ... ilçesi ... Köyü, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 2.985.722,23 m2 yüzölçümlü olarak orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... 04.09.2007 havale tarihli dilekçesi ile, miras bırakanından kalan, bir kısmına ilişkin tapu kaydı bulunan taşınmazlarının orman parseli içinde bırakıldığı iddiasıyla, taşınmazların ... mirasçıları adına hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi istemiyle ... Kadastro Mahkemesine dava açmış, mahkemenin kapatılması sonucunda dosya Türkeli Kadastro Mahkemesine devredilmiş, Hakimler Savacılar Kurulu (HSK) tarafından ... ilçe sınırlarının Türkeli Adliyesinden ayrılarak İnebolu Adliyesine bağlanması üzerine Türkoğlu Kadastro Mahkemesince yetkisizlik kararı verilerek dosya İnebolu kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "davacı tarafça dayanılan tapu kaydının tescile esas dava dosyaları ve tedavülleri ile birlikte ilk tesisinden itibaren getirilerek revizyon durumu sorulup, yapılan keşifte uygulanarak kapsamının tam olarak belirlenmediği, taşınmazın bulunduğu yeri kapsar en eski ve tespitten 20 yıl öncesini gösteren resmî belgeler getirtilerek keşifte uygulama yapılmadığı, orman bilirkişi tarafından çekişmeli taşınmaz ve geniş çevresini gösterir kadastro paftası ile hava fotoğrafında çakıştırma yapılmadan gösterim yapıldığı, mahkemece zilyetlikle imar ve ihya koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin usûlünce araştırılmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsizliğine" değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "davacı tarafın usulüne uygun ihtara rağmen keşif delil avansını yatırmadığı ve böylece davacının davasını ispatlayamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 14.06.2021 tarihli duruşmada verilen kesin süre içerisinde davacının keşif için gerekli delil avansını (keşif giderini) mahkeme veznesine yatırmadığından bahisle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesinde; taraflardan her birinin dava harcını, dinlenmesini talep ettiği tanık ve bilirkişi ücretini ve diğer yargılama giderlerini karşılamak zorunda olduğu, davacının hakim tarafından belirlenecek süre içinde gerekli giderleri mahkeme veznesine yatırmadığı takdirde onunla ilgili delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı, bu Kanun gereğince re'sen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderlerin, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanacağı hususu" düzenlenmiştir. Mahkemece bozmadan önce verilen keşif kararı uyarınca davacı tarafça önceden yatırılan keşif ücreti karşılanmış ve taşınmaz başında keşif yapılmış, böylelikle davacı iddiasını kanıtlamak bakımından dayandığı keşif delili ile ilgili yükümlülüğünü yerine getirmiştir. Ancak, Mahkemece yeterli şekilde yapılmayan keşif sonucunda verilen önceki tarihli hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur. Mahkemece, bozma öncesinde davacı tarafından keşif avansı yatırılmasına rağmen, keşfin usulüne uygun şekilde yapılmamasında davacıya atfedilebilecek bir kusur da bulunmadığına göre, 14.06.2021 tarihli duruşma ara kararıyla hüküm altına alınan keşif giderlerinin, gerektiğinde ileride haksız çıkan taraftan alınmak üzere suç üstü ödeneğinden karşılanması suretiyle keşif yapılması gerekirken, sonucu dahi açıkça belirtilmeyen, usul ve kanuna aykırı olduğu anlaşılan bir ihtarat ile davacı taraftan yeniden delil avansı-keşif ücreti istenilmesi ve süresinde yatırılmaması nedeniyle de yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi