Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Temyizin kapsamına göre; İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.10.2018 tarihli, 2016/413 Esas, 2018/374 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin ilam başlığında tarihi ve sayılı belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2 maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı TCK'nın 204/1,62, ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyizi; hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
1. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama esnasında adli emanette yer alan suça konu bononun getirtilerek hakim tarafından gözlemlenip özelliklerinin tutanağa geçirildiği belirlenmiştir.
2. Mağdurun soruşturma aşamasında sanıktan yaptığı iş karşılığı 10 adet bono aldığı ve borcun ödenmemesi nedeniyle bu bonolardan bir kısmıyla cebri icra yoluyla tahsile kalkıştığını, ancak bazılarında bono borçlularının borca ve imzaya itiraz etmesi nedeniyle takiplerin iptal edildiğini beyan ettiği, inceleme konusu dosyadaki bononun 1.850,00 TL lik bono olduğu, dosyaya yansıyan deliller ışığında UYAP üzerinden yapılan araştırmada aynı sanığın hukuki kesintiye uğramamış olup mağdura verdiği 1.000,00 TL lik bono ile ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 11.02.2019 tarihli ve 2018/2604 Esas, 2019/262 Karar sayılı ilamıyla resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyete dair kesin nitelikte esastan ret kararının bulunduğu anlaşılmıştır.
3. Sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan (2) numaralı paragrafta belirtilen ve tespit edilebilecek başkaca dosyaları dikkate alınarak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, mülga 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca, "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, bonoların aynı anda verilmesi halinde ise 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerektiği de gözetilerek, mümkün olması halinde tüm davaların birleştirilmesi, aksi halde dava dosyaları getirtilip incelenerek bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine alınması, eksiklikler tamamlandıktan sonra sanığın bonoları aynı anda ya da farklı zamanda verip vermediği de tespit edilerek eylemlerinde 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılması gereken bir durumun var olup olmadığının, farklı zamanlarda işledikleri eylemlerinde suç kastını yenileyip yenilemediği, suç kastını yenilememiş ise zincirleme şekilde işlenmiş resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının hüküm yerinde tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde de YCGK' nın 15.03.2016 tarihli, 2014/847 Esas ve 2016/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi, tayin olunacak cezanın kesinleşmiş cezaların altında kalması halinde ise ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye sonucu itibarıyla uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.09.2024 tarihinde karar verildi.