Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.03.2019 tarih ve 2018/747 E. - 2019/268 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 31.12.2019 tarih ve 2019/1136 E. - 2019/2463 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı taraf arasında baza mekanizması satılması hususunda sözleşme yapıldığını, davacının davalıya 31.03.2018 tarihli 25.000.- TL, 31.03.2018 tarihli 30.000.- TL, 31.05.2018 tarihli 50.000.- TL, 31.11.2018 tarihli 45.000.- TL ve 31.12.2018 tarihli 45.000.- TL bedelli olmak üzere 5 adet toplam 195.000.- TL bedelli çekler verdiğini, bunun karşılığında davalı tarafın baza mekanizması vermeyi borçlandığını, davalı tarafın toplamda müvekkilinden 195.000.- TL karşılığı çek almasına rağmen sadece 55.814.- TL karşılığı baza mekanizması teslim ettiğini, davalı tarafın hali hazırda 31.03.2018 tarihli 25.000.- TL ve 31.03.2018 tarihli 30.000.- TL bedelli çekleri tahsil etmiş durumda olduğunu, davalının ödeme yapması hususunda davacıya baskı yaptığını ileri sürerek davacının 31.05.2018 tarihli 50.000.- TL, 31.11.2018 tarihli 45.000.- TL, 31.12.2018 tarihli 45.000.- TL'lik çekler bakımından 139.186,00 TL yönünden davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafta bulunmasının hiçbir hukuki dayanağı kalmamış bulunan çeklerin iadesine, alacaklı taraf haksız ve kötüniyetli olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın tamamen kötü niyetli olduğunu, kambiyo senedine ilişkin borcun olmadığının ancak somut bir delille ispat edilmesi gerektiğini, ayrıca ortada somut bir sözleşmenin varlığının da söz konusu olmadığını, davacı yanın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddine, davacı taraf haksız ve kötü niyetli olduğundan %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacının borçlu olmadığını senede karşı senetle ispat kuralı çerçevesinde, sadece yazılı delil ile kanıtlamak zorunda bulunduğu, davacı yanca bu yönde yazılı bir delil sunulmadığı ve davayı ispata yarar herhangi bir yazılı delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı taraflar arasındaki satım ilişkisinden söz ederek işbu davayı açmış, davalı yanıtında davaya ilişkin yazılı sözlü beyanlarda satım ilişkisini açıkça ikrar cihetine gitmemiş ancak dava konusu çeklerin de başka ticari ilişki çerçevesinde düzenlendiğini savunmamıştır. Davalının keşide ettiği ve davacı yedinde olan mal faturalarında söz konusu ilişkinin açık hesap şeklinde işlediğine dair bir takım kayıtlar bulunmaktadır. Nitekim davacı tarafça ibraz edilen ve davalı tarafından inkar edilmeyen 24.05.2018 tarihli faturada davacının bakiye borcunun 10.176,00 TL olarak belirtildiği görülmektedir. Bu durumda taraflar arasında başka bir ticari ilişkinin varlığı ileri sürülerek ispatlanmadığı da gözetildiğinde taraflar arasındaki cari ilişkinin açık hesaba dayalı olarak işlemekte olup olmadığı konusunda gerektiği takdirde davalının ihtaratlı davetiye ile söz konusu hususlarda isticvap edilmesi, bu yönde ilişkinin varlığının kabulü halinde davacı delilleri arasında olduğu üzere ticari defterlerin ilişkinin başladığı tarihten sonlandığı tarihe kadar olan kısmının ibrazı emredilerek açık hesap çerçevesinde dava konusu çekler bakımından davacının borçlu olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken çekin ödeme vasıtası olduğuna dair gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.