Taraflar arasında görülen davada Akhisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22.12.2016 tarih ve 2016/127 E. - 2016/431 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının tavuk ve tavuk ürünleri satan küçük işletmeci olup, tavuk ürünlerini davalı firmadan aldığını, taraflar arasında yazılı olmayan cari alım satım sözleşmesi olduğunu, davalının davacıya sattığı mal karşılığı olmak üzere bir adet 274.417,23 TL senet imzalattığını, davacının taşınmazı üzerinde davalı lehine 70.000.-TL tutarlı ipotek tesis edildiğini, 150.000.- TL bedelli davacının babasına ait bir şirket hissesi üzerinde davalı lehine menkul rehni konulduğunu, davacının iki aracı üzerinde her biri 30.000.-TL bedelli menkul rehni tesis edildiğini, ayrıca 5.555.-TL bedelli 13 adet senet alındığını, bu şekilde toplamda davacının 626.632,23 TL borçlandırıldığını, davalıya bu kadar borcunun bulunmadığını, davalının fatura ve sevk irsaliyelerindeki imzalarının davacıya ait olmadığını, hatta çoğunda imza bulunmadığını, alınmayan malların alınmış gibi gösterildiğini, iade edilen malların düşülmediğini, davacının davalıya borcunun takriben 80.000.-TL civarında olduğunu, buna rağmen davalının davacı aleyhine Akhisar 3. İcra Müdürlüğü'nün 2011/1322 Esas, 2011/1336 Esas, 2011/1328 Esas, 2011/1335 Esas, 2011/1327 Esas sayılı dosyaları üzerinden icra takipleri başlattığını ileri sürerek davacının bahse konu takiplerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitini ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının ve sebeplerinin somut biçimde ortaya konulmadığını, hukuki mesnetten yoksun olduğunu, bahsedilen icra dosyalarında davacı borçlunun itirazları nedeniyle zaten takipler durduğundan davacının işbu davayı açmasında hukuki bir yararının bulunmadığını, bonoya dayalı takip bakımından iddialarını yazılı delille ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, dava konusu senette malen kaydının bulunduğu, kural olarak senedi düzenleyen davacının senet karşılığında bir mal almadığını, senette belirtilen miktardan daha az mal aldığını yazılı delillerle ispatlaması gerektiği, davacının bu hususu yazılı delil ile ispatlayamadığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı, ispatlanamayan davanın ve menfi tespit davasının reddi halinde ihtiyati tedbir kararı verilerek icra takibinin durdurulmasına ya da icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmedikçe alacaklı yararına tazminata hükmedilemeyeceğinden davalı vekilinin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, beş adet takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacının, taraflar arasındaki bayilik ilişkisi çerçevesinde değişik tarihlerde mal teslimatları yapıldığını, buna karşılık teslimatlara ilişkin ödemelerde bulunduğunu, malların bir kısmını da iade ettiğini savunduğu belirlenmiştir. Buna göre taraflar arasındaki cari ilişkinin, zaman zaman varılan mutabakat metinleri de göz önüne alınarak taraf ticari defter ve belgeleri, mal teslimi ve ödemeye ilişkin belgeler üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak beş adet takip dosyasına dayanak teşkil eden alacak borç ilişkisinin tespiti ile varılacak uygun sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.