Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, T.C. ... Yükseköğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünün asıl işveren olarak ihale ettiği ... yemek üretim ve dağıtım işinde 29.09.2011 tarihinden 01.07.2014 tarihine kadar kasiyer olarak çalıştığını, davacının alt işveren ... tarafından haksız olarak işten çıkartıldığını, 4857 Sayılı Kanunun 2-6. maddesine göre davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulduğunu, bu nedenle davalıların davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davacının fazla çalışmaları, bayram ve genel tatil çalışma ücretleri, hafta tatili ücretlerinin ödenmediğini, davanın kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin yönünden kısmi dava olarak açıldığını iddia ederek 100,00 TL Kıdem tazminatı, 50,00 TL ihbar tazminatı, 50,00 TL Bayram ve genel tatil çalışması ücreti, 50,00 TL fazla çalışma ücreti ve 50,00 TL hafta tatili ücretini faizleriyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ... taşınmasından dolayı 01.07.2014 tarihinde işe gelmediğini, İş Teftiş Kurulu raporuna göre işyerinde fazla mesai yapılmadığının saptandığını, bu tutanakların aksi kanıtlanıncaya kadar muteber olduğunu, vardiyalı çalışma durumunda fazla çalışmadan söz edilemeyeceğini, işçinin görevli olduğu vardiya saatleri dışında çalıştığının yazılı delille kanıtlanması gerekeceğini, bazı günlerde yapılan fazla çalışmanın bordrolara yansıtılarak ödendiğini, İş Müfettişi raporunda belirtildiği üzere hafta tatili ve UBGT günleri alacaklarının da bordro ile ödendiğini, davacının Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı olarak kontrolü altında, belirlenen saatlerde ve şartlarda çalıştığını, işe giriş-çıkış başlangıç ve bitiş saatlerini Kurumun şartlarının belirlediğini, yaz tatillerinde ve sömestre tatillerinde çalışma olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Yükseköğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı kurum ile diğer davalı arasındaki sözleşmenin küçük işletmeler sözleşmesi niteliğinde olduğunu ve bu karma sözleşmede kira sözleşmesinin niteliğinin ağır bastığını, kiracı-kiralayan ilişkisinin İş Kanununun 2. maddesinde düzenlenen asıl işveren-alt işveren tanımına girmeyeceğini, kurum yurtlarında kiracı konumunda bulunan işleticilerin alt işveren olarak, kurumun ise asıl işveren olarak nitelendirilemeyeceğini, davacının işvereni firmalar ile davalı kurum arasındaki ilişkinin özel sektördeki bir kiracı-lokanta işletmesi ile kiralayan mal sahibi ilişkisinden farksız olduğunu, davalı kurum ile işleticiler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin kurulamayacağını, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin benzer konuda 04.06.2014 tarihinde verdiği 2012-15088 E. 2014-18061 K. sayılı içtihadında taraflar arasındaki ilişkinin kantinin kiralanması niteliğinde olduğunun 4857 sayılı Kanunun 2. maddesi kapsamında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulmadığının saptandığını, tüm alacak kalemleri için fesih tarihinden itibaren en yüksek oranda mevduat faizi talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı ...’ın tüm, davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 2 nci maddesinde, işveren bir iş sözleşmesine dayanarak işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ya da tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar olarak açıklanmıştır. O halde asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilebilmesi için öncelikle mal veya hizmetin üretildiği işyeri bulunan bir işverenin ve aynı işyerinde iş alan ikinci bir işverenin varlığı gerekir ki asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilebilsin. Alt işverenin başlangıçta bir işyerinin olması şart değildir. Alt işveren, işveren sıfatını ilk defa asıl işverenden aldığı iş ve bu işin görüldüğü işyeri nedeniyle kazanmış olabilir.
Asıl işverene ait işyerinde yürütülmekte olan mal veya hizmet üretimine ait yardımcı bir işin alt işverene bırakılması nedeniyle, alt işveren açısından bağımsız bir işyerinden söz edilip edilemeyeceği sorunu öncelikle çözümlenmelidir.
Somut olayda davalılar arasında yapılan sözleşme lokanta-kantin işletilmesine ilişkindir. Sözleşmenin 1.maddesinde Yüksek Öğrenim Kredi Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüne bağlı İlkadım Öğrenci Yurdunda, yurtta barınan öğrenciler ile kurum personelinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere lokanta-kantin hizmetinin yapılacağının belirtilmiştir.Davalı ... diğer davalıya bağlı olan yurt içindeki lokanta-kantini işletmek üzere sözleşme imzalamıştır. Davalılar arasındaki ilişki kantinin kiralanması niteliğindedir. Davalılar arasında 4857 sayılı İş Kanunun 2. maddesi anlamında asıl-alt işveren ilişkisi bulunmamaktadır. Mahkemece davalı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu yönünden açılan davanın reddi gerekirken işçilik alacaklarından sorumlu tutulması isabetsizdir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 17.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.