Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Soma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2015/52 Esas, 2016/273 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
1. Sanığın temyiz istemi; adil yargılama yapılmadığından kararın bozulmasına,
2. Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarının, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ve 53 üncü maddenin birinci fıkrasının (a,d ve e) bentlerindeki hak yoksunlukları bakımından mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
Mağdura ait GSM hattının, kendi bilgisi ve rızası dışında, sanığın yetkilisi olduğu iletişim bayii tarafından bireysel numara taşıma sözleşmesi düzenlenerek Avea operatörüne taşındığı iddiasıyla özel belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında, sanık atılı suçlamayı kabul etmemiş, Mahkemece, Avea İletişim Hizmetleri A.Ş.den gelen, söz konusu hat taşıma sözleşmesinin sanığın yetkilisi olduğu ... unvanlı iletişim bayii tarafından gerçekleştirildiğinin belirtildiğine dair cevabi yazı içeriği ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, sanığın özel belgede sahtecilik suçunu işlediği sabit kabul edilip, temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık ve Cumhuriyet savcısının diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. Hükümden önce 19.02.2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanun'un 104 ve 105 inci maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun (5809 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin 10 uncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56 ncı maddesinin dördüncü fıkrasındaki "Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi, işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz" ve beşinci fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri gereğince, sanığın eyleminin özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 56 ncı maddesindeki suçu oluşturduğu ve sanığa usulüne uygun şekilde önödeme önerisinde bulunularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuş,
2. Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçunda önödemenin gerçekleşmemesi halinde; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
3. Hükümden sonra 05.07.2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi ile 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na eklenen “Dava ve Cezaların ertelenmesi” başlıklı geçici 7 nci madde ile “Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir.” hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4. Kabul göre de; 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın kendi alt soyu dışında kalan kişiler için hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiği hususu, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Soma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2015/52 Esas, 2016/273 Karar sayılı kararında sanık ve Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.04.2024 tarihinde karar verildi.