Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz isteği; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Anayasanın 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası ile suç tarihinde yürürlükte bulunan 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 8 inci ve 95 inci maddeleri uyarınca; asker kişilerin askeri suçları ile bunların asker kişiler aleyhine yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlar hakkında soruşturma yapılması, teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirinin iznine bağlı kılındığı, dolayısıyla 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince basit yargılanma usulünün uygulanamayacağı anlaşıldığından
Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
Yapılan incelemede; mağdur Ütğm. ... tarafından yaptırılan yoklamada, Birlik içerisinde bulunmadığının tespit edilmesi üzerine hakkında tutanak tutulduğunu öğrenen sanığın, mağdurun odasına giderek, firar etmediğini, banyoda olduğunu söylediği, mağdurun düzenlenmiş olan tutanağı sanığa uzattığı ve al bu tutanağı bir tarafına sok dediği, ayrıca sanığa Bölüğe gitmesini emrettiği, sanığın da mağdura sen kimsin ki benim firarımı veriyorsun, seni öldürürüm, ya sen benim ya ben senin Azrail’in olacağım şeklinde sözler sarf ettiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında üstü tehdit suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 82 nci maddesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 29/1 ve 63 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanığın aşamalardaki savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmediği belirlenmiştir.
Usulüne uygun olarak yeminli beyanları tespit edilen tanıklar ..., ..., ...'in ifadeleri de maddi vakıayı destekler mahiyettedir.
Dosya kapsamında bulunan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın üstü konumunda bulunan mağdura yönelik sen kimsin ki benim firarımı veriyorsun, seni öldürürüm, ya sen benim ya ben senin Azrail’in olacağım şeklinde sarfettiği sözlerin muhatabı üzerinde korku ve endişe yaratacak uygunluk ve yeterlilikte olduğunun kabulüyle üstü tehdit suçuna konu eyleminin Mahkemece sabit görülerek sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 16.04.2024 tarihinde karar verildi.