Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 11.07.2012 tarihli ve 2012/7080 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle Şanlıurfa Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

2. Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.01.2014 tarihli ve 2012/919 Esas, 2014/137 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.01.2014 tarihli ve 2012/919 Esas, 2014/137 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 15.06.2017 tarihli ve 2017/12164 Esas, 2017/15346 Karar sayılı kararı ile; "11/07/2012 tarihli iddianamede, katılanı arayan sanığın kendisini katılana komiser olarak tanıtmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edilmesi karşısında; eylemlerinin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. Bozma sonrası, Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.09.2017 tarihli ve 2017/1111 Esas, 2017/878 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendi kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı, bu suçun kovuşturulmasında yetkili mahkemenin Ağır Ceza Mahkemeleri olduğu anlaşıldığından bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.

5. Görevsizlik kararı sonrası Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2017 tarihli ve 2017/609 Esas, 2017/464 Karar sayılı kararı ile dosyanın Uzlaştırma Bürosuna gönderilmek üzere yargılamanın durmasına karar verilmiş, 15.03.2018 tarihli Uzlaştırma Raporuna göre uzlaşma sağlanamadığından dosyanın yeniden Mahkemeye gönderildiği anlaşılmıştır.

6. Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.04.2018 tarihli ve 2018/414 Esas, 2018/370 Karar sayılı kararı ile suçun işlendiği yer itibariyle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Ankara Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

7. Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.11.2019 tarihli ve 2018/280 Esas, 2019/404 Karar sayılı kararı ile suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası nazara alınarak sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

8. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.09.2020 tarihli ve 15-2020/19813 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanığın temyiz isteği; üzerine atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, eylemi gerçekleştiren asli failin belli olmadığına, kendi adına kayıtlı kredfi kartını borçlarından dolayı takla attırma yoluyla borçlarının ödenebilmesi için Adnan isimli bir kişiye verdiğine kendisinin menfaati olmadığına, suçsuz olduğuna, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, lehine olan hükümlerin uygulanmadığına ve kararın bozulması gerektiğine, ilişkindir.

1. Sanığın yada suç ortağı olan kişinin cep telefonu ile olay günü katılanı aradığı, komiser olduğunu, adına hat çıkarıldığını, banka hesabı açıldığını, bu hesaplar üzerinden terör örgütüne para aktarıldığını, yardım etmesi halinde birlikte çalışıp bu işi çözebileceklerini söylediği, katılanın yardımcı olmayı kabul ettiği, korku ve panik halinde sanığın yönlendirmesi ile Ankara'da Kızlarpınarı caddesinde bulunan Denizbank Şubesine gidip sanığın adına açtırılmış Şanlıurfa Denizbank Şubesinde 4090 7000 8066 7775 numaralı hesaba 1.000,1.480 ve 1.500 lira olmak üzere toplam 3.980 lira gönderdiği, sanığın hesabına yatan 3.980 lira parayı aynı gün Şanlıurfa'da adına çıkarılmış kartı kullanarak nakit olarak çektiği, katılanın daha sonra dolandırıldığını anlayıp şikayetçi olduğu anlaşılmıştır.

2. Sanık savunmasında söz konusu kredi kartını açık kimlik bilgilerini bilmediği bir kişiye verdiğini, para çekme işlemini kendisinin yapmadığını savunmuştur.

3. Katılanın aşamalardaki anlatımları istikrarlıdır.

4. Bozma sonrası sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde 15.03.2020 tarihli rapor düzenlendiği görülmüştür.

5. Mahkemece, tüm dosya kapsamından sanığın kamu görevlisi olduğunu söylemek suretiyle hileli hareketlerle katılandan haksız menfaat temin etmek şeklindeki eyleminin, suç tarihinden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında kaldığı belirlenerek, suç tarihinde (L) bendinin yürürlükte olmaması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası nazara alınarak sanığın lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca basit dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına ilişkin hukuki süreç başlığı altında yazılı temyiz incelemesine mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

6. Sanığın savunmaları, katılanın anlatımları, olay tutanağı içeriği, katılan tarafından paranın sanığın adına havale yapıldığına ve yatırılan paranın sanık tarafından kredi kartına yatırılan paranın sanık tarafından çekildiğine dair banka yazıları ve diğer belgeler, sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, kolluk tarafından tutulan tutanaklar, uzlaştırma raporu ve diğer deliller dosya arasındadır.

Suç tarihinin 07.05.2012 tarihi olduğu belirlenerek ve 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi birinci fıkrası gereğince “şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu” tarihten uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporun uzlaştırma bürosuna verildiği tarihe kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;

1. Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin sanığın iddianame konusu eylemi gerçekleştirdiği hususundaki sübuta yönelik kabul gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanın tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerler uyumla olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.11.2019 tarihli ve 2018/280 Esas, 2019/404 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.04.2024 tarihinde karar verildi.