İstinaf başvurusunun esastan reddine
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama sonunda verilen kararın kesinleşmesinden sonra davacı ... İdaresi vekili tarafından hükmün tavzihi istenilmekle, İlk Derece Mahkemesinin 28.08.2020 tarihli ek kararıyla tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.
Ek kararın davacı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sonucunda Bilecik ili Merkez ilçesi ... Köyü 1519 parsel sayılı taşınmaz 4.000 m2 yüzölçümü ve tarla niteliği ile dava dışı ... adına tespit ve tescil edilmiş, bilahare satış sureti ile davalı şirket adına tescil edilmiştir.
Davacı ... İdaresi vekili 28.11.2018 tarihli dava dilekçesi ile, dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamaları yapılarak 02.05.2013 tarihinde askı suretiyle ilan edilip kesinleştiğini, yapılan orman kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığını, taşınmazın orman vasfında olup mevcut bitki örtüsü ve yapısı bakımından 6831 sayılı Kanuna göre orman sayılan yerlerden olup nizalı taşınmazın orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını, Anayasa'nın 169 uncu maddesi ile ormanların teminat altına alındığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları içinde kalan kısmının tapusunun iptaline ve orman olarak Hazine adına tapuya tesciline, davalının taşınmaza vaki müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davanın konusu dikkate alınarak, davacı vekili lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, davanın açılmasına sebebiyet vermemiş olup kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine AAÜT gereğince takdir edilen 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece yapılan keşif ve inceleme, uzman bilirkişiler tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma neticesinde, dava konusu 1519 parsel sayılı taşınmazın 02.05.2013 tarihinde kesinleşen ve 6831 sayılı Kanuna göre yapılan orman kadastrosuna göre kesinleşen orman tahdidi içerisinde kaldığı ve Kanun gereğince orman sayılan yer olduğu, hali hazırda da eylemli orman niteliğinde olduğu, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasında da orman örtüsü ile kaplı olduğu, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği halde davacı aleyhine, davalı lehine vekalet ücreti takdiri hatalı olmuş ise de, bu konuda davacı tarafın istinafı bulunmadığından, davalının kazanılmış usuli hakkının korunması gerektiği, bu nedenlerle davanın kabulüne dair mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. ve 362/1-a maddeleri uyarınca davalı vekilinin istinaf talebinin kesin olarak esastan reddine karar verilmiş, anılan karar taraflarca temyiz edilmeksizin 12.02.2020 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı ... İdaresi vekili, 25.08.2020 tarihli talep dilekçesi ile, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesine rağmen davalı vekili lehine vekalet ücretine hükmedildiğini açıklayarak tavzih sureti ile davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hüküm kısmından çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 28.08.2020 tarihli ek kararı ile, davacı vekilinin tavzih talebinin hüküm fıkrasını değiştirecek nitelikte olduğu, kararda davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin hukuki gerekçesiyle açıklandığı, hükümde herhangi bir maddi hata olmadığı gerekçesi ile tavzih talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin tavzih isteminin reddine dair kararında usûl ve kanuna aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesi ile, davacı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı ... İdaresi vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.