AHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2016/115 E., 2016/155 K.
SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, 6136 sayılı Kanun'a aykırılık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2016/115 Esas, 2016/155 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 4'er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2'şer yıl hapis, 1.600,00'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; sanıklar ... ve ... hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un (6136 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1'er yıl hapis ve 600,00'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
1. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; savunma ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine, sanığın atılı suçları işlediğine dair delil bulunmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına,
2. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; sanığın menfaat temin etmediğine, samimi ikrarda bulunmasına rağmen lehine hükümlerin uygulanmadığına, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğuna,
3. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; sanığın diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiklerine dair delil bulunmadığına, suçların hukuki nitelendirmesinin yanlış olduğuna, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
1. Sanık ...'ın polis memuru olarak görev yapmakta iken başka bir soruşturma sebebiyle açığa alındığı ve sonrasında göreve dönmemesi nedeniyle 25.11.2015 tarihi itibariyle müstafi sayıldığı, sanık ...'in polis memur olarak görev yaptığı ve sanık ...'un ise internet cafe işleticisi olduğu, sanıkların bir araya gelerek fikir ve eylem birliği içerisinde, maddi durumlarının iyi olduğunu tespit ettikleri, katılanlar ..., ... ve ...'den menfaat temin etmek amacıyla, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terör-Organize Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenmiş gibi bu kişilerin FETÖ terör örgütü olarak bilinen soruşturmaya dahil olarak bu örgüte üye olmak sureti ile haklarında soruşturma yapıldığı şeklinde resmi belge düzenledikleri, bu belgelerin sanık ...'ün internet kafesindeki bilgisayarların kullanılarak gerçekleştirildiği, sanık ...'un sanık ...'e ait cep telefonunu kullanarak katılan ...'i aradığı, daha sonra hattın sanıklar tarafından kırıldığı ve sanık ... tarafından hattın iptal ettirildiği, katılanlardan ...'yu daha önceden tanıyan ve hemşehrisi olduğu söylenen sanık ...'un ... 'in bulunduğu lokale geldiği, yaptıkları plan dahilinde hareket eden sanık ...'in de polis memuru sıfatı ile ...'in yanına geldiği ve kendisinin terör örgütü üyesi olduğu yönünde soruşturma bulunduğu şeklindeki beyanı ile katılanı korkuttuğu, sonrasında ...'un yanlarına gelerek sanki Kadir'i tanımıyormuş gibi hareket ederek, "sadede gel ne istiyorsun" anlamındaki sözleri üzerine, Kadir'in emniyette emekli olan arkadaşlarına yardım etmesi halinde soruşturma dosyasını halledebileceğini söylemek sureti ile menfaat talebinde bulunduğu, hatta kendisine kimlik soran katılana, polis kimliğini gösterdiği ve ayrıca sanık ... adına bulundurma ruhsatı olan silahı da daha önceki anlaşma doğrultusunda ... 'un kendisine vermesi ile üzerinde taşıdığı için sanki görev silahıymış gibi polis olduğunu ispatlamak amacıyla bunu soran katılana gösterdiği, ancak olay yerinde bulunan tanık A.K.nin durumdan şüphelenerek emniyet görevlilerini araması üzerine, sanık ... ve ...'un yakalandığı iddiasıyla, sanıklar hakkında icbar suretiyle irtikap ve resmi belgede sahtecilik ile sanıklar ... ve Kadir hakkında ayrıca 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçlarından kamu davaları açılmıştır.
2. Suça konu belge asılları üzerinde mahkeme heyeti tarafından yapılan gözlemde; İl Emniyet Müdürlüğü imzası taşıdığı, sahte ihbar mektuplarının bulunduğu ve gerçekle ilgilerinin olmadığı, belgelerin aldatıcılık niteliklerinin bulunduğu belirtilmiştir.
3. Sanık ..., olay günü katılan ... ile dernek lokalinde oturdukları sırada, sanık ...'in yanlarına geldiğini ve katılana hakkında soruşturma olduğu yönünde bazı konuşmalar yaptığını duyduğunu ancak kendisinin atılı suçlarla bir ilgisinin bulunmadığını savunmuş, sanık ... iddianame anlatımına uygun beyanda bulunmuş, sanık ... ise, sanıklar ... ve Kadir'in sahte evrak hazırlayacaklarından haberinin olmadığını, onların eylemlerine iştirak etmediğini beyan etmiştir.
4. Sanık ... 'un kolluktaki tevilli olarak, diğer sanıkların gerçekleştirmeyi planladıkları eylemleri kendisine anlattıklarını, ancak kendisinin kabul etmediğini, belgeleri çıkarmaları için bilgisayarını onlara tahsis ettiğini, kendi telefonu ile diğer iki sanığın konuşma yaptığını, daha sonra telefon hattını kırıp atarak hattını iptal ettirdiğini beyan etmiştir.
5. Mahkemece, sanıkların katılan hakkında soruşturma olduğu yönündeki yalanla ve bu yalanı sanık ...'in kamu kurumu olan Emniyet Müdürlüğü tarafından verilmiş kimliğini göstererek desteklemek sureti ile kamu kurumunu kullanarak, emniyetteki arkadaşlarına yardım etmesi halinde bu soruşturmayı lehine halledebileceği şeklindeki beyanla menfaat talebinde bulunması şeklinde gerçekleşen eylemin, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendin de düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu ve her üç sanığın ortak fikir ve irade birliği içerisinde hareket edip 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi anlamında fail sıfatı ile eylem üzerinde müşterek hakimiyet sağladıkları gerekçesiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan; sanıkların yine fikir ve eylem birliği içerisinde, aldatıcılık niteliğine haiz soruşturma belgelerini düzenledikleri gerekçesiyle resmi belgede sahtecilik suçundan; sanıklar ... ve ... hakkında sanık ...'a ait bulundurma ruhsatlı silahının ... tarafından sanık ...'e taşıması için verildiği ve sanık ... tarafından da katılan ...'e yönelik eylemde, polis olduğunu ispatlamak amacıyla bu silahın taşındığı ve üzerinde yakalandığı, böylece her iki sanığın 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan mahkumiyetlerine dair temyize konu hükümler kurulmuştur.
A. Sanıklar Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve Nitelikli Dolandırıcılık Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
1. Olay ve olgular bölümünde yer verildiği üzere, suçların vasıflandırılması ve sübutuna yönelik mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediği, yasal ve yeterli gerekçe ile takdiri indirim uygulanmadığı, kolluk beyanlarının müdafii huzurunda alındığı anlaşılmakla, hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış, sanıklar müdafiilerinin bu hususlara yönelik temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanıklar ... ve ... Hakkında 6136 Sayılı Kanun'a Aykırılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Sanıklara isnat edilen 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan dolayı kurulan hükümlerden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 14.07.2021 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddenin on birinci fıkrasına eklenen “Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz” şeklindeki hükmün, ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabilecek olması karşısında, sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
A. Sanıklar Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve Nitelikli Dolandırıcılık Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2016/115 Esas, 2016/155 Karar sayılı kararlarında sanıklar müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafiilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanıklar ... ve ... Hakkında 6136 Sayılı Kanun'a Aykırılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle, İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2016/115 Esas, 2016/155 Karar sayılı kararlarına yönelik sanıklar müdafiilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.04.2024 tarihinde karar verildi.