Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 75.000 TL maddi ve 250.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek faiziyle ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 24.767.75 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacının 27.08.2015 - 02.10.2015 tarihleri ile 27.04.2016 - 11.04.2017 tarihleri arasında tutuklu kaldığı gerekçesiyle ilk dönem için 1.194.19 TL maddi tazminatın 27.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle, ikinci dönem için de 15.261.59 TL maddi tazminatın 27.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz sebepleri; müvekkilinin tazminat konusu dosya kapsamında dava dilekçelerinde belirtilen 28.08.2015 - 11.04.2017 tarihleri arasında kesintisiz olarak cezaevinde kaldığı, tutukluluk sürelerinin tekrar hesaplanması gerektiği, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının eksik olduğu gerekçesiyle temyiz talebinde bulunmuştur.

III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/352 Esas – 2016/78 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve temini suçundan 28.08.2015 - 11.04.2017 tarihleri arasında 592 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 11.07.2017 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesince davacının yalnızca 27.08.2015 - 02.10.2015 ile 27.04.2016 -11.04.2017 tarihleri arasında tutuklu kaldığından bahisle her bir dönem için ayrı maddi tazminata hükmedilerek, düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Davacının 28.08.2015 tarihinde tutuklanmasına karşın, maddi tazminatın 27.08.2015 tarihinden hesaplanarak hüküm tesis edilmesi, temyiz edenin sıfatı nedeniyle bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Dosya içerisinde mevcut Ceza İnfaz Kurumu Yazılarından anlaşıldığı üzere davacının, 28.08.2015 - 02.10.2015 tarihleri arasında 35 gün tutuklu kaldığı, bu süreçte başka bir ilama ilişkin cezanın infazına başlanılması nedeniyle tazminata konu ilamın infazına ara verildiği, akabinde tekrar infaza devam edilerek 27.04.2016 - 11.04.2017 tarihleri arasında 349 gün kesintisiz tutuklu kaldığı, bu suretle her bir dönem için ayrı ayrı manevi tazminat takdiri gerekirken, tutukluluk sürelerinin tamamı üzerinden manevi tazminata hükmolunması,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle hükmün yalnızca davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olması nedeniyle bu hükümle verilen manevi tazminat miktarı ve buna ilişkin faiz başlangıç tarihinin davacı lehine usuli kazanılmış hak teşkil edeceği gözetilerek davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.09.2024 tarihinde karar verildi.