Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı dava dilekçesinde; kadastro çalışması sırasında tapulama harici bırakılan ve sınırlarını bildirdiği ... ilçesi ... Köyü, ... Mevkiinde bulunan yaklaşık 125 m2 yüzölçümündeki taşınmaza, 25 seneyi aşkın bir süredir nizasız fasılasız, malik sıfatıyla zilyet olduğunu belirterek, taşınmazın adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1,3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 13 ve 14 üncü maddeleri yönünden kazanma şartlarının oluşması nedeniyle davanın kabulü ile Bursa ili ... ilçesi ... Köyü, ... mevkiinde bulunan 04.12.2013 havale tarihli rapor ekinde tescile esas krokide (A) harfi ile işaretlenen 202,65 m2 yüzölçümlü alanın "ev ve bahçesi" vasfıyla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine, Orman İdaresi ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.05.2016 tarihli ve 2016/3919 Esas, 2016/5489 Karar sayılı ilamıyla; "6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6360 sayılı Kanun)

uyarınca yasal hasımların davaya dahil edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına" karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince "Taşınmazın orman vasfında olmadığı, gerçek kişilerce mülkiyetinin iktisap edilebileceği, dosyada bulunan tanık anlatımları ve 1992- 2009 ve 2015 tarihli hava fotoğraflarından davaya konu parselin zilyetlik unsurunun mevcut olduğu, bu haliyle davacının dava tarihinden itibaren 20 yıl üzerinde taşınmazın malik sıfatı ile kullandığı bu haliyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesinde ön görülen yasal koşulların oluştuğu anlaşılmakla; davanın kabulüne, Bursa ili ... ilçesi ... Köyü ... Mevkinde bulunan 27.11.2013 tarihli rapor ekinde tescile esas krokide 202,65 m2 yüzölçümlü alanın "ev ve bahçesi" vasfıyla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bursa Kadastro Müdürlüğünün E-98473618-170.02-9883610 sayılı yazısı ile ... ilçesi ... Mahallesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek-1, Ek-5 ve Geçici 8 inci maddeleri kapsamında kadastro güncelleme çalışmalarının tamamlanarak 09.12.2022 ila 26.12.2022 tarihleri arasında bilgilendirme ilanına alındığı, mahkemelerle yapılan yazışmalarda Bursa ili ... ilçesi ... Mahallesi, 1752 ada 15 parsel olarak tespit edilen taşınmazın temyiz konusu edilen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/308 Esas sayılı dosyasında kadastro tespiti öncesinde davalı olması nedeniyle davalı olduğu belirtilmekle kadastro tutanak aslının Bursa Kadastro Mahkemesine gönderildiği, Bursa Kadastro Mahkemesince 08.01.2024 tarihli dosya isteme yazısında bu durumun ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine bildirildiği anlaşılmıştır.
O halde mahkemece dava konusu tapusuz taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu Geçici 8 inci maddesine göre kadastro çalışması yapıldığı bildirildiğine göre temyize konu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiğinin fen bilirkişisinden alınacak ek rapor ile belirlenmesi halinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu 26/son ve 27/1 inci maddeleri uyarınca Kadastro Mahkemesi görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerektiği düşünülmelidir.

S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.