Hükümlülük

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
647 sayılı Yasanın 4/5.madde ve fıkrasındaki “Uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası veya tedbirdir. Bu hükmün uygulanması, kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez” biçimindeki düzenleme nedeniyle, 765 sayılı TCY.nın 230/1 ve 59/1.maddeleri uyarınca hapis cezasından çevrilen para cezasının nitelik ve niceliğine göre kesin nitelikte olmayıp temyiz yolunun açık olduğunun anlaşılması ve hüküm fıkrasında CYY.nın 232/6.maddesine aykırı olarak yasa yoluna başvuru tarihinin ne zaman başlayacağının belirtilmemesi karşısında; Yerel Mahkemenin katılan ... vekilinin temyiz isteğinin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itiraz yerinde görüldüğünden ve başkaca temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından RED KARARININ KALDIRILMASI suretiyle işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Hükümden sonra 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1.maddesi ile TCY.nın 257/1-2.madde-fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCY.nın 7/2.madde-fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ... ile katılan ... vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 21.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.