HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2015/489 Esas, 2016/115 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

Sanık ...'in temyiz isteği özetle; suç işleme kastı bulunmadığına, eksik incelemeyle hüküm kurulduğuna ilişkindir.
Sanık ...'ın temyiz isteği özetle; yüklenen suçla ilgisinin bulunmadığına, aksini gösterir delil olmadığı halde hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğuna ilişkindir.

Dava dışı sanık ...'nın suç tarihlerinde gezdiği oto pazarlarında araçlarını satmak isteyen kişilerle müşteri olarak alıcı pozisyonunda irtibat kurduğu, araçlarını satmak isteyen bu kişilere alıcı olduğunu söyleyip galericilik yaptığını belirterek ofisine davet ettiği, katılan ...'i de bu şekilde çağırdığı ve kendisini sanık ... vekili olarak tanıttığı, 28.05.2012 tarihinde katılanın 34 UC ... plaka sayılı aracını 5.000,00 TL si peşin, geri kalanını EFT yoluyla ödemek koşulu ile 25.000,00 TL karşılığında satın alma konusunda anlaştıkları, bu alışveriş görüşmeleri yapıldığı sırada, elinde bir tomar para bulunan ofis çalışanı sanık ...’ın katılana 5.000,00 TL nakit ödemeyi yaptığı, katılanın sanık ...’ın elinde yüklü miktarda parayı görmesi ve 5.000,00 TL peşin ödemenin yapılması nedeniyle sanıklara güven duyduğu ve noter satışı ile aracını sanık ...’e sattığı ancak resmi satış işleminin gerçekleşmesinden sonra sanıkların katılanı oyalayarak kalan bedeli ödemediklerinden bahisle iştirak halinde hareket eden ve hileli davranışlarla satın aldıkları aracın bedelini ödemeyerek, kısa süre içerisinde başka şahıslara satışını sağlayarak haksız kazanç sağlayan sanıkların serbest meslek sahibi kişilerin dolandırıcılığı suçundan cezalandırılmaları istemi ile açılan kamu davasında, sanıkların tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçundan cezalandırılmalarına dair temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

1. 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan suçun oluşabilmesi için, öncelikle bir şirketin olması, failin ise o şirketin yöneticisi veya şirket adına hareket etmeye yetkili temsilcisi, şirket müdürü olması ve suçun, şirketin faaliyeti sırasında ve yine bu faaliyetle ilgili olarak üçüncü kişilere karşı işlenmesinin gerektiği, sanıkların iştirak halinde katılan ...'e yönelik dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia olunan ... hakkındaki Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.03.2014 tarihli ve 2013/202 Esas, 2014/62 Karar sayılı 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca verilen mahkumiyet hükmünün bozulmasına dair Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 24.12.2018 tarihli ve 2017/32480 Esas, 2018/9973Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere herhangi bir şirketin yöneticisi veya yetkili temsilcisi olmayan sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ve hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamına giren basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfının tayininde hataya düşülerek aynı kanunun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,

2. Kabule göre de; sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı halde 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesine göre ek savunma hakkı tanınmadan 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca cezalandırılmalarına karar verilerek savunma haklarının kısıtlanması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2015/489 Esas, 2016/115 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.04.2024 tarihinde karar verildi.