SUÇLAR: Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

İlk Derece Mahkemesinin Yukarıda Tarih ve Sayısı Belirtilen İncelemeye Konu Kararı ile Sanık Hakkında

1. Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (f) bentleri ile son cümlesi, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 3 yıl 6 ay hapis ve 54.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddelesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

Karar verilmiştir.

1. Cumhuriyet Savcısının temyiz istemi, sanığın nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (g) bentleri uyarınca cezalandırılması gerekirken aynı maddenin (d) ve (f) bentleri ile son cümlesi uyarınca cezalandırılması suretiyle fazla ceza tayini ve iddianamede sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası ile 35 inci maddeleri uyarınca açılan kamu davası hakkında karar verilmemesi nedeniyle usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğine,

2. Sanığın temyiz istemi, samimi ikrarı ve mağdurun zararı olmaması hususlarının göz önünde bulundurulmadığı ve indirim uygulanmadığından anılan kararın bozulması gerektiğine,
İlişkindir.

1. Sanığın, daha önce mağdur ...'den araç kiralayan hakkında ayırma kararı verilen ... isimli meçhul şüpheli ile anlaştığı, meçhul şüphelinin araç için sahibinden.com sitesine satış ilanı verdiği, ilanı gören şikâyetçi ...'ın kendisini ... olarak tanıtan sanıkla görüşerek aracın 27.000,00 TL'ye satışı konusunda anlaştıkları, birlikte notere gittikleri, evrakı verip işlemleri başlattıkları, sanığın mağdur ... adına uzmanlık raporuna göre tamamen sahte olarak düzenlenmiş ve aldatma niteliği olan nüfus cüzdanını bıraktığı, şikâyetçinin aracın vergisini yatırıp sorun olmadığını görünce bakiye 26.600,00 TL'yi sanığa nakit olarak verdiği, sanığın sigara içmek için çıkıp ortadan kaybolduğu ve aynı gün evinde yakalandığı, üzerinde ele geçirilen 21.935,00 TL'nin şikâyetçiye iade edildiği, aracın da sahibine teslim edildiği, bu suretle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kamu davaları açılmıştır.

2. Sanık, suçlamayı kabul etmiştir.

3. Şikâyetçi, sanığı olay sonrası teşhis etmiştir.

4. Uzmanlık raporuna göre suça konu nüfus cüzdanının tamamen sahte ve aldatıcılık niteliğinin olduğu belirlenmiştir.

5. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, sanığın mağdur ... adına oluşturulmuş aldatma kabiliyetine sahip sahte nüfus cüzdanı ile resmi belgede sahtecilik suçunu, internette verdiği ilan ve kamu kurumu nüfus müdürlüğünün maddi varlığı sahte nüfus cüzdanını kullanarak kamu kurumunun ve bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği sabit görülerek mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

A. Cumhuriyet Savcısının Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Temyizi Yönünden

1. İddianamede, sanığın mağdur ... adına sahte nüfus cüzdanı kullanmasından dolayı 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve noter satış işlemleri teşebbüs aşamasında kaldığından 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ve 35 inci maddesi uyarınca ayrı ayrı dava açıldığı, ancak mahkemenin gerekçesine göre eylemin kül halinde tek bir resmi belgede sahtecilik suçu kabul edildiği anlaşılmıştır.

B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

1. Cumhuriyet Savcısının temyizinin sanık aleyhine olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların düzelterek onama nedeni dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Cumhuriyet Savcısı ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

3. Ancak; sanığın adli sicil kaydında bulunan Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/312 Esas, 2008/886 Karar sayılı ilamının 07.08.2010 tarihinde infaz edildiği anlaşıldığından tekerrüre esas olduğu halde şartları oluşmadığı gerekçesiyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmaması hukuka aykırı olup söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

C. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

1. Cumhuriyet Savcısının temyizinin sanık lehine olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

2. Sanığın sabıkasında görülen Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/312 Esas, 2008/886 Karar ve aynı Mahkemenin 2010/1093 Esas ve 2010/1971 Karar sayılı ilamlarının tekerrüre esas olduğu halde şartları oluşmadığı gerekçesiyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

3. Şikâyetçinin sahibinden.com sitesinde ilanla gördüğü araç için sanıkla irtibat kurup daha sonra sanıkla yüz yüze geldikleri anlaşıldığından olayda bilişim sisteminin araç olarak kullanıldığından bahsedilemeyeceği, sanığın mağdur adına sahte kimliği kullanmasından ötürü sadece 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin (d) fıkrası uyarınca cezalandırılması gerekirken suç vasfında hataya düşülerek fazla ceza tayini,

4. Kabule göre de,
a) 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanunun 52 nci maddesi uyarınca 20 -100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre somut olayda haksız menfaat miktarı 27.000,00 TL olup, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca adli para cezasına esas alınacak gün sayısı 2700 gün olarak belirlenip bu miktar üzerinden uygulama yapılması gerekir iken, Mahkemece temel ceza eksik belirlendikten sonra haksız menfaatin iki katına doğrudan çıkarılması hukuka aykırı bulunmuş,
b) Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli ve 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin ve 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının 1/3 üncü paragrafından sonra gelmek üzere ''Sanığın, Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/312 Esas, 2008/886 Karar sayılı ilamıyla hükmolunan 12 ay 25 gün hapis cezasına ilişkin hükümlülüğünün tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" paragrafının eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.04.2024 tarihinde karar verildi.