İstinaf başvurusunun esastan reddine
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, Antalya ili Gündoğmuş ilçesi ... (...) Köyü 213 ada 1 parsel sayılı 19.219.008,68 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kadimden beri malik sıfatıyla davacı tarafından kullanıldığını, bölgede yapılan orman sınırlama çalışmasında çekişmeli taşınmazın orman sınırları içinde gösterilmesine karşın yapılan itiraz üzerine Gündoğmuş Kadastro Mahkemesinin 1997/1 Esas ve 2000/22 Karar sayılı kararı ile tespit işleminin iptaline karar verildiğini, ne var ki kadastro tespiti sırasında hatalı olarak orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek 213 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, "bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın OS 79-80-81 ve 82 numaralı noktalardan geçen orman sınır hattının güneyinde orman sınırları içinde kaldığının belirlendiği, davacı her ne kadar Gündoğmuş Kadastro Mahkemesinin 1997/1 Esas, 2000/22 Karar sayılı kararı ile orman genel müdürlüğünün tespit işleminin iptaline karar verildiğini belirterek kesin hüküm itirazında bulunmuş ise de; dosyanın 22.09.2001 tarihinde Gündoğmuş Adliyesinde Yazı İşleri Müdürünün odasında çıkan yangında zarar görmüş olabileceği belirtilmiş olduğundan, dosyanın akıbetinin araştırılamadığı" gerekçesiyle Hazineye karşı açılan davanın esastan reddine, "tapu iptali ve tescil davalarının ilgili tapu maliki veya hissedarına karşı açılması gerekirken, Orman İşletme Müdürlüğü yönünden açılan davada pasif husumet bulunmadığı" gerekçesiyle Orman İdaresine karşı açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, "dava konusu yerin 810 metrekarelik A kısmının 213 ada 1 parsel sayılı büyük orman parseli içerisinde kaldığı; söz konusu Kadastro Mahkemesi kararıyla dava konusu yerin orman tahdidinin iptaline karar verilmiş ise de taşınmazın eğiminin genel olarak % 35 ve kuzeyinde %80, güneyinde ise % 15 düzeyine getirilmiş, sığ, iri taşlı, yer yer kayalık, organik madde oranı yüksek orman toprağı niteliğinde, teraslamayla eğim düşürülmüşse de tarımsal kullanıma uygun olmayan, üzerinde 80-120 yaşlarında kızılçam ve meşe türleri, sandal, mersin, laden gibi doğal bitki örtüsü bulunan taşlık ve kayalık bir yer olduğu ve dolayısıyla davacı tarafından taşınmazın zilyetliğinde olduğu ve zilyetlikle taşınmaz kazanma koşullarının gerçekleştirildiği iddiasının ispatlanamadığı anlaşıldığından davanın tapu maliki hazine yönünden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, öte yandan tapu iptali ve tescil davalarının tapu malikine karşı açılması gerekmekte olup Orman Yönetiminin ise tapu maliki olmaması nedeniyle davada pasif husumet ehliyeti bulunmadığından ve nitekim davacı tarafça da dava dilekçesinde dava yöneltilmemiş olup mahkemece istenilmesi nedeniyle davacı tarafça davaya dahil edilmek durumunda kalındığından hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesinin daha yerinde olacağı düşünülmekteyse de, lehine vekalet ücreti takdiri yapılmamış olunması nedeniyle husumetten ret kararı verilmesinin davacı aleyhine bir durum oluşturmadığı” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.