Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğini süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 6080 TL. adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteğinin, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suç tarihinin yanlış gösterildiğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, katılana yönelik suça konu paylaşımları yapmadığına, kararın bozulmasına yönelik olduğu görülmüştür.
Sanığın trafik kuralı ihlali yaptığının tespit edilmesi üzerine, görevli memur olan katılan tarafından idari para cezası tutanağı düzenleyip sanığa gönderilmesi sonrasında sanığın, Faceebok isimli sosyal paylaşım sitesinde "16 kasım günü cep telefonu ile konuştuğum için ... diye bir polis erdemlide bana ceza yazıp göndermiş, yediği rüşvetleri geçmiş bana yazmış, lan şerefsiz ben o tarihte karamanda portakal satıyordum p.... oğlu" şeklinde mesaj paylaşarak katılana hakaret ettiği, Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, katılan beyanı, sanık savunması, suça konu sözlerin yer aldığı internet çıktısı ve olayın meydana geliş şekli ile tüm dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde; Yerel Mahkemenin sanığın mahkumiyeti yönündeki inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı, suç tarihinin karar başlığına doğru şekilde yazıldığı anlaşılmakla bozma sebebi dışındaki temyiz sebepleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiş, sanığın suça konu iletiyi sadece üye olanların görebileceği aleni olmayan grupta paylaşması karşısında bu husustaki tebliğnamede yer alan görüşe iştirak edilmemiştir
17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun'a 7188 sayılı Kanun'la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa'nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7 ve 5271 sayılı Kanun'un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönüyle hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanunun 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.04.2024 tarihinde karar verildi.