SUÇLAR: Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Katılan vekilinin 09.05.2016 tarihli dilekçesinde, süre tutum dilekçesi sunulmuş ise de ilgili kararı temyiz etmediklerini, temyizden feragat ettiklerini bildirdiği, dosyada bulunan vekaletnamede de temyizden feragate yetkili olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz isteği ile sınırlı inceleme yapılmıştır.
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanık hakkında;
1.Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62,52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 36.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2.Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62,51 ve 53 üncü maddeleri uyarınca erteli 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün onanması, nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde ise çeklerin önceden doğan borca karşılık verilip verilmediği araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekçeli bozma görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık müdafiinin temyiz istemi, suç unsurları oluşmadığından beraat yerine delillerin takdirinde hataya düşülerek usul ve yasaya aykırı karar verildiğine ilişkindir.
1.Sanığın, katılan ...'ın yetkilisi olduğu ... Gıda Otomotiv San. Tic. AŞ'ye borcuna karşılık suça konu 26.01.2013 keşide tarihli 13.500,00 TL bedelli ve 25.02.2013 keşide tarihli 8.500,00 TL bedelli kendi cirosu olan çekleri verdiği, çeklerin bankaya ibrazında sahte olduklarının anlaşıldığı, sanık çeklerin hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen ... tarafından verildiğini beyan etmiş ise de bu iddiasını ispatlayacak delil sunamadığı, bu suretle sanığın sahte çekleri kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia ve kabul olunmuştur.
2.Sanık, yanında çalışan tanık D.T.'nin müşterilere sattığı mal karşılığı suça konu çekleri boş olarak getirdiğini, daha sonra doldurup kullandığını, olay sonrası 7.500,00 TL ödeme yaptığını beyanla suçlamayı kabul etmemiş, tanık D.T. ise sanığın yanında çalışmadığını, suça konu çekleri getirmediğini beyan etmiştir.
3.Katılan ..., zararlarının giderilmediğini beyan etmiş, sanığın iş yeri ile şirketleri arasında ki ticari ilişkiye dair 14.01.2012-29.01.2013 tarihler arasında 11 tane fatura sunduğu görülmüştür.
4.Tanık A.Ç., tanık D.T.'nin sanığın yanında çalışırken mal satıp çek getirdiğini bildiğini beyan etmiştir.
5.Uzmanlık raporuna göre, çeklerin genel baskı özellikleri gibi güvenlik özellikleri yönünden hakiki örnekleriyle uyumlu olduğunun, çekler üzerinde belirtilen ibarelerin evvelce aynı bölümlerde bulunan ancak fiziksel silinti sebebiyle okunamayan ibarelerin silinmelerinden sonra tahrifen oluşturulduklarının, yapılan sahteciliğin aldatma kabiliyetini haiz olduklarının, çekler üzerindeki keşideci şirket yetkilisi olan katılan ... 'na ait imzaların takliden sahte olarak atılmış imzalar olduğunun ve çekin ön yüzündeki el yazılarının sanığın eli ürünü olduğunun tespit edildiği görülmüştür.
A.Tebliğname Yönünden
Sanığın, mahkemede: "çekleri müşteki şirkete vermeden önce sahipleri ... ve ...'nu aradım. Çekin bilgilerini verdim. Çekin sağlam olduğunu söyleyince ben çekleri ilgili şirkete gönderdim. Onlar da bunun karşılığında bana zeytin gönderdiler" dediği, katılan ... da: "Şikayete konu çek sattığımız tavuk peynir gibi gıda ürünlerine karşılık Şarküterim Buğra isimli işyeri yetkilisi ... tarafından verilmiştir" dediğinden çeklerin önceden doğan borç nedeniyle verilmediği anlaşıldığından Tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
B.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
1.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün
görülmüştür.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararında sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.04.2024 tarihinde karar verildi.