SUÇLAR: Konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme, özel hayatın gizliliğini ihlâl
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın süresinde sunduğu temyiz dilekçesini sehven Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne hitaben yazması neticesinde dosya içerisine geç alınması ve hüküm duruşmasında SEGBİS vasıtasıyla hazır edilerek hükümler yüzüne karşı verilmiş ise de, yasa yolu bildiriminde 5271 sayılı Kanun'un 263. maddesine göre bulunduğu cezaevi aracılığıyla kararı temyiz edebileceğinin belirtilmemesi suretiyle yanıltıldığı, buna göre hükmü temyiz eden sanığın 04.08.2016 tarihli temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği süresinde kabul edilerek yapılan incelemede:
I)Sanık hakkında mala zarar verme suçundan verilen hükmün temyiz incelemesinde:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararların aynı Kanun maddesinin 12. fıkrası gereğince itiraza tabi olduğu, bu kararın temyizi mümkün olmadığından, 5271 sayılı Kanun'un 264. maddesine göre de, kanun yolunun ve merciinin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, sanığın dilekçesi itiraz niteliğinde kabul edilerek, itirazın merciince incelenmesi için dosyanın incelenmeksizin mahalline istem gibi İADESİNE,
II)Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli ve özel hayatın gizliliğini ihlâl suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde:
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1)Sanığın kamera görüntülerinde pencerenin dışındayken gözüktüğü eylemde, katılana yönelik konut dokunulmazlığının ihlali suçunu işlediğine dair delillerin nelerden ibaret olduğunun karar yerinde tartışmasız bırakılması karşısında olay mahallinde keşif yapılıp sanığın kamerada göründüğü yerin katılana ait evin eklentisi niteliğinde olup olmadığı, evin etrafının çevrili bir bahçe içerisinde olması hâlinde sanığın eyleminin konut dokunulmazlığının ihlâli suçunu oluşturacağı aksi takdirde bu suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
2)Sanığın atılı konut dokunulmazlığının ihlâli ve özel hayatın gizliliğini ihlâl suçlarını suç tarihinde uzlaşmaya tabi olmayan mala zarar verme suçuyla birlikte işlemesi nedeniyle konut dokunulmazlığının ihlâli ve özel hayatın gizliliğini ihlâl suçlarında uzlaşma usûlünün uygulanamadığı ancak karar tarihinden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı Kanun'un 151. maddesinin birinci fıkrasında tanımı yapılan mala zarar verme suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre özel hayatın gizliliğini ihlâl ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.