Davanın reddine
Taraflar arasında tapusuz taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi uyarınca kazandırıcı zaman aşımına dayanarak tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Siirt ili Merkez ilçesi Yazlıca Köyünde bulunan tapusuz taşınmazın, yörede 1984 yılında yapılan tapulamada tescil harici bırakıldığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğunu iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi hükmüne göre çekişmeli taşınmazın davacı adına tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulüne, 30.12.2013 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfiyle işaretli 3.472,17 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Orman İdaresi ve Hazine vekillerince temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.02.2016 tarihli ve 2015/5623 Esas, 2016/1737 Karar sayılı ilamında özetle; ''Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmadığı, yörede 1984 yılında yapılan tapulamada çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin tescil harici bırakıldığı, Mahkemece yörede yapılıp kesinleşen arazi kadastrosuna ilişkin dava konusu taşınmazları komşu kadastral parsellerle birlikte gösterir geniş orjinal pafta örneğinin getirtilip zeminde uygulanmadığı, dava konusu taşınmazın neden kadastro harici bırakıldığının belirlenmediği, bilirkişi raporlarının taşınmazda imar ve ihyanın ne zaman başlayıp ne zaman tamamlandığı ve taşınmazın niteliğini belirleme hususunda doyurucu olmadığı, çekişmeli taşınmazın miktarı ve konumuna göre 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 inci maddesi gereğince orman içi açıklığı niteliğinde olup olmadığı, taşınmazın zilyetlikle kazanılacak kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar ve ihyanın ne zaman tamamlandığı ve dava tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi uyarınca, davacı yanında, (murisler) yönünden de sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarının belirlenmesi'' gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi hükmü bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama neticesinde, ''Yargılama esnasında DSİ'den gelen müzekkere cevabına göre taşınmazın Ilısu Barajı ve HES Projesi Rezervuar Alanından tamamen etkilendiği, uydu görüntüsünden taşınmazın su altında kaldığının görüldüğü, buna mukabil davacının Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtığı, bu dava ile muhdesatın mülkiyetinin ve değerinin tespiti ile kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmaz üzerindeki muhdesat bedelinin DSİ'den tahsilinin talep edildiği, davanın 2020/149 Esas numarasını aldığı, yargılamanın devam ettiği böylelikle mevcut davanın görülmesinde hukuki yarar kalmadığına'' değinilerek davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme kararı davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği hukuki nedenine dayanarak 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesi uyarınca tapusuz taşınmazın tescili isteğinde bulunmuştur. Yapılan yargılama sırasında, çekişme konusu taşınmazın Ilısu Barajı su toplama havzasında ve fiilen su altında kaldığı anlaşılmıştır. Anılan kanun maddesi uyarınca, bir taşınmazın zilyetlik yoluyla edinilebilmesi için diğer koşulların yanında özel mülkiyete elverişli olması gereklidir. 4721 sayılı Kanun'un 999 ncu maddesi uyarınca özel mülkiyete tâbi olmayan taşınmazların tapu siciline tescili mümkün değildir.
Yargıtayın ve Dairemizin devam eden kökleşmiş uygulamalarına göre özel mülkiyete elverişli taşınmaz niteliğini sonradan yitiren taşınmazlar yönünden kazanma koşullarının oluşması durumunda tescil yerine ''mülkiyetin tespitine'' karar verilir.
Somut olaya gelince, davacı tarafın temyize konu davayı açmakta ve devam ettirmekte hukuki yararı bulunmaktadır. Tüm bu açıklamalar nedeniyle, Mahkemece davacı lehine mülkiyet kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı bakımından toplanmış ve kamulaştırma evrakı, harita ve krokilerini de içeren- toplanacak deliller gözönünde bulundurularak davanın esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hukuki yararın olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan bozma nedeni uyarınca, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının ise şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.