D U R U Ş M A T A L E P L İ
Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği kanunen reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.04.2019 tarihli ve 2018/46 Esas, 2019/70 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35/2,29,62 ve 53. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 26.04.2021 tarihli ve 2019/1393 Esas, 2021/1191 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin istinaf başvuruları üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280/1. maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla sanık hakkında katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82/1-e, 35/2,29,62 ve 53. maddeleri uyarınca 9 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
1. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; kasten öldürme suçunun nitelikli halinin oluşmadığından bahisle suç vasfına, ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın öldürme kastı bulunmadığından bahisle suç vasfına, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının varlığına, haksız tahrikin derecesine, eksik incelemeye, delillerin takdirinde hataya, gönüllü vazgeçmeye ilişkindir.
1. Sanık ... ile katılan ...'ın arkadaş oldukları, katılanın aynı zamanda sanığın kardeşi tanık ... ile aralarında bir süredir gönül ilişkisi olduğu, olay tarihinden önce katılanın sanığın eşi tanık ... ile ilgilenmeye başladığı, ...'i telefonla aradığı ve mesaj gönderdiği, bu durumu fark eden sanığın eşi ...'in telefonunu alarak katılanla olan mesajlaşmayı devam ettirdiği, mesaj tutanağında bulunan mesaj içeriklerine göre katılanın ...'le gönül ilişkisi kurmaya çalıştığı, olay günü katılanla sanığın buluştuğu, sanığın evine giderek sohbet ettikleri, katılanın sanığın isteği üzerine tanık ...'yı çağırdığı, bir müddet birlikte oturduktan sonra ...'nın yanlarından ayrılmasından sonra katılanla sanığın salonda bulunan L şeklindeki koltukta ayrı köşelerde uyudukları, sabah saatlerinde uyanan sanığın o sırada uyuyan katılanın üzerine çıkarak katılanı bıçaklamaya başladığı, aldığı bıçak darbelerinin etkisiyle uyanan katılan ile sanık arasında arbede çıktığı, sanığın birden fazla kez katılanı bıçakladığı, çekiç ile yaraladığı, katılanın balkona çıkarak yardım istediği, sesleri duyan tanık ...un o sırada oradan geçen kolluk kuvvetlerine durumu bildirdiği, katılanı yaralayan sanığın ise olay yeri olan ikametinden çıkarak aşağı inerken apartman içerisindeki merdivenlerin üzerine suç aleti bıçağı atttığı, katılanın adli muayene raporlarına göre kafada saçlı deride ve yüzde tanımlanan yaralanmalar ile karın sağ yanda bel bölgesinde ve vücut arka yüzde karın seviyesinde olan yaralanmaların basit tıbbi müdahale ile giderilebileceği hayati tehlikeye neden olmadığı, boyun sağda tanımlanan yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği, hayati tehlikeye neden olmadığı, vücut arka yüzde sırtta her iki tarafta en az birer kesici-delici alet yarasının göğüs boşluğuna nafiz olduğu, yaralanmalardan sağda en az bir, solda en az bir tanesinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği ve hayati tehlikeye neden olduğu anlaşılmıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte
gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, eksik incelemenin bulunmadığı, gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanma koşullarının oluşmadığı, savunma hakkının kısıtlanmadığı, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması uygulanma şartlarının oluşmadığı dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, katılandan sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 26.04.2021 tarihli ve 2019/1393 Esas, 2021/1191 Karar sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.09.2024 tarihinde karar verildi.