SAYISI: 2022/İHK-30215

SAYISI: K-2022/91677

İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, 21.07.2018 tarihinde davalı nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile teminat altına alınan ve yolcu olarak bulunduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası neticesinde yaralanarak malul kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 5.100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/753 E., 2019/568 K. sayılı dosyasında verilen kararın işbu başvuru bakımından kesin hüküm teşkil ettiğini, maluliyet raporunun mevzuata aykırı düzenlendiğini, kusur durumunun tespiti gerektiğini ve olayda davacının müterafik kusurunun bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafları ve konusu aynı olan Antalya Asliye 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/754 Esas, 2019/569 Karar sayılı dosyası ve STK 2021.E.11690,10.08.2021 – K-2021/102876 sayılı kararlarının işbu dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça aynı olay nedeniyle daimi maluliyet zararının tazmini için davalı ... aleyhine 29.11.2018 tarihinde açılan dava sonucunda Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.09.2019 tarihli ve 2018/754 E., 2019 /569 K. sayılı kararı ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 30/14 üncü maddesinde “Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz.” şeklinde özel düzenleme bulunmakta olup Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 114/1-i bendine göre aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartı olarak düzenleme altına alınmış ise de öncelikle özel düzenlemede yer alan dava şartı göz önüne alınması gerektiğinden Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı hususunun ileride adli yargıda dava açılması durumunda yetkili mahkeme tarafından değerlendirilebileceği, bu bakımdan, daha önce adli yargıda açılan dava nedeniyle uyuşmazlık mahkemeye intikal ettikten sonra aynı sebeplerle sigorta tahkim başvurusunda bulunulamayacağından 5684 sayılı Kanun'un 30/14 üncü, HMK 114/2 nci ve 115/2 nci maddeleri uyarınca davanın usulden reddi gerekeceği, açıklanan gerekçe uyarınca sonucu bakımından isabetli olduğu belirtilerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına yönelik davacı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kesin hüküm hususundaki usul kuralının değerlendirilmesinde açıkça hataya düşülerek karar tesis edildiğini, Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen kararın ihtilafın veya davanın esası hakkında olmadığını, STK 2021.E.110690,10.08.2021 – K-2021/102876 sayılı kararın da başvuru hakkında hiçbir araştırma, inceleme yapılmayarak ve delil toplanmayarak usulden verilmiş bir karar olduğunu, ortada aynı dava hakkında aynı konuda önceden esastan verilmiş bir karar mevcut olmadığını, bu sebeple davalı sigortanın aynı konuda daha önce esastan verilen kesinleşmiş bir hüküm bulunduğu iddiasının usul hukuku bakımından hatalı bir değerlendirme olduğunu ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 21.07.2018 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

1. Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından aynı kazaya ilişkin olarak Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/754 Esas sayılı dosyasında davalı ... aleyhine davacının yaralanması nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkin 29.11.2018 tarihinde dava açıldığı, mahkemece ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin on dördüncü fıkrasında "Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz." şeklinde düzenleme mevcuttur.
Somut olayda, aynı olaya ilişkin davacı tarafından Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/754 Esas sayılı dosyasında maddi tazminat davası açıldığı dikkate alındığında mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklarla ilgili olarak komisyona başvuru yapılamayacağı gözetilerek, 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin on dördüncü fıkrası gereğince, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş,İtiraz Hakem Heyeti kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,

2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,11.09.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine, özellikle İtiraz Hakem Heyetince, 5684 sayılı Kanunu’nun 30/14 üncü maddesi uyarınca davanın usulden reddinin gerektiğinin ve sonucu itibariyle isabetli olan Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş olduğunun belirtilmiş olmasına göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.