Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacıya İş Yerim Paket Sigorta poliçesi ile sigortalı olan işyerinin bulunduğu binada 24.12.2011 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle yapılan ekspertiz sonucu sigortalısına ödemiş olduğu 57.766,29 TL sigorta tazminatının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte yangının çıktığı dükkanda kiracı olan ... ve bina maliki ...'dan müştereken ve müteselsilen rücuen tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde, bina sahibi olarak kendisine yüklenebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, zira kiracısının yangına sebep olduğunu, hasar bedeli talebinin ise fahiş olduğunu, ...'ün işyerindeki malları herhangi bir kurtarma çabasına da girmediğini öne sürerek haksız yere açılmış olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; davalının kendisine atfı kabil olan herhangi bir kusur olmadığını, dikkatsizlik ve tedbirsizliğinin yangına neden olmadığını, ayrıca davacının sigortalısına ödediğini bildirdiği hasar bedelinin de zarar gördüğü öne sürülen malların piyasa rayiç fiyatının çok üzerinde olduğunu iddia ederek mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin 13.03.2014 tarihli, 2013/385 Esas 2014/70 karar nolu kararı ile; davalı ... yönünden kısmen kabulü ile, 17.585,12 TL'nin 24.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden fazla istemlere ilişkin kısmın reddine, davanın, davalı ... Samutoğlu yönünden reddine karar verilmiştir.
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 23.01.2017 tarihli ve 2014/11487 Esas, 2017/350 Karar sayılı kararı ile;
"1-Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarara sebep olduğu iddia olunan davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Davacı ..., bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus, “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının, muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır.
Öte yandan, 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde (6762 sayılı TTK'nun 1301. md.) "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer.Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nun "Sulh Hukuk mahkemelerinin görevi" başlığı altındaki 4. maddesinde de "(1) Sulh Hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler" hükmüne yer verilmiştir. (1086 Sayılı HUMK'nun 8/II-1 maddesinde de dava konusu şeyin değerine bakılmaksızın, kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, akdin feshi yahut tespit davaları, bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemelerinde görüleceği” şeklinde benzer düzenlemeye yer verilmiştir.)
Somut olayda, davacı ... şirketinin, sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğu açıktır. Zira, davacı taraf, sigortalısının kiracısı olduğu binanın birinci katındaki işyerinde, davalının kiracısı olarak faaliyet yürüttüğünü ifade etmiş; davalı taraf da bu iddiaya karşı çıkmamıştır.
O halde mahkemece, uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevine girdiği dikkate alınarak, bu yönde görevsizlik kararı verilmesi gerekirken; hatalı değerlendirme sonucu, işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre; davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına," karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... yönünden reddine, davanın davalı ... yönünden kabulü ile 57.766,00 TL'nin ödeme tarihi olan 24.01.2012 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun madde 2/2 ye göre avans faizi üzerinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 28.12.2017 tarihli beyanı dikkate alınarak davalı ... tarafından yapıldığı beyan edilen 33.720,00 TL tutarın tahsilde tekkerrür olmamak kaydıyla infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; diğer davalı kiracı olan ... yönünden de kabul kararı verilmesi gerektiğini, zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, kararın 8 nolu bendindeki vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dosya mevcudunda bulunan kesin bilirkişi raporlarına rağmen dosyanın yeniden bilirkişiye verilerek kazanılmış haklarına aykırı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
davacı tarafça sigortalı bulunan iş yerlerinde çıkan yangın sonucu sigortalılara ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd. maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci maddesi, Yangın Sigortası Genel Şartları
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 13/4 üncü maddesi "Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." şeklinde düzenlenmiştir.
Bu durumda mahkemce davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Tarifenin 13/4 üncü maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru değildir.
Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanan 1086 sayılı HUMK'un 438/7 nci maddesi uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının 8. bendinde yer alan; " 8.309,58" ibaresi çıkartılarak yerine "1.740,00 " ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi