İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1-Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.03.2018 tarihli ve 2017/535 Esas, 2018/189 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca oy çokluğu ile beraat kararı verilmiştir.
2- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 05.02.2020 tarihli ve 2018/341 Esas, 2020/134 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3- Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 09.02.2022 tarihli, onama görüşünü içerir Tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle;
Sanığın, ... hesabının bulunduğu ve hesabında örgüt elebaşısının talimatı sonrasında artışların meydana geldiğine,
1-Örgüte müzahir şirkette SGK kaydının bulunduğuna,
2-Sanığın örgüt toplantılarına katıldığına,
3-Bu şekilde örgüte üye olma suçunu işlediğine,
4-Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığının kabulü ile sanık hakkında beraat kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre; yapılan yargılama sonunda atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığına ilişkin gerekçelerin karar yerinde gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 05.02.2020 tarihli ve 2018/341 Esas, 2020/134 sayılı kararında, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.09.2024 tarihinde karar verildi.