İstinaf başvurularının esastan reddi

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden suçtan doğrudan doğruya zarar görmediği ve bu nedenle belirtilen suç yönünden davaya katılma hakkının bulunmadığı anlaşılmakla; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin belirtilen suça yönelik 29.07.2024 tarihli dilekçe ile katılma isteminin oy birliği ile REDDİNE karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.12.2018 tarihli ve 2018/604 Esas, 2018/592 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı karar verilmiştir.

2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 16.06.2020 tarihli ve 2019/79 Esas, 2020/433 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 25.02.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1- Kararın usule, esasa ve hukuka aykırı olduğuna,

2- Sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna ilişkin ID tespit ve değerlendirme tutanağının bulunmadığına, ByLock programına ilişkin verilerin hukuka aykırı şekilde elde ediliğine ve delil olarak kullanılamayacağına,

3- Kararın eksik inceleme ile verildiğine,

4- Mahkumiyetini gerektirir nitelikte ve yeterlilikte delil bulunmadığına,

5- Lehe delillerin değerlendirilmediğine,

6- Atılı suçun unsurlarının oluşmadığına,

7- Kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine

8- Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.IV. GEREKÇE
Oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamına göre;

1.Dosya kapsamına ve savunma içeriğine göre kurulan hükme esas alınan, suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından, belirleyici delil olan tanık İbrahim Ö. beyanlarının doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı Kanun’un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenip AİHS’nin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi ve Anayasanın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden istinabe suretiyle alınan beyanının okunması ile yetinilmesi,

2.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağı karşısında ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun yeniden istenmesi; tanık İbrahim Ö. anlatımında sanıkla birlikte sohbete katıldığı belirtilen kişiler ile sanığı sohbete çağıran olarak beyan edilen .... K. isimli kişilerin tespiti ile tüm aşama beyanlarının dosyaya temini ile tanık olarak dinlenmeleri; istinaf kanun yolu aşamasında dosyaya gönderilen Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 17.04.2019 tarih ve 2016/41759 soruşturma sayılı yazısı ve ekinde bulunan inceleme değerlendirme ve tespit tutanağı ile temyiz kanun yolu aşamasında dosyaya gönderilen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 14.12.2021 tarih ve 2021/208954 soruşturma 2021/177591 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına kararının CMK'nın 217 inci maddesi uyarınca sanık ve müdafiine duruşmada okunması ve tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 16.06.2020 tarihli ve 2019/79 Esas, 2020/433 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.09.2024 tarihinde karar verildi.