Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Orhangazi 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2018 tarihli ve 2013/265 Esas, 2018/278 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca hapisten çevrili 6.000,00 TL ve doğrudan 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 16.01.2020 tarihli ve 2018/1612 Esas, 2020/87 Karar sayılı kararı ile duruşmalı olarak yapılan incelemede, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkumiyet hükmünün 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılmasına; sanığın dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 8.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
A. Sanığın temyiz isteği; üzerine atılı suçu işlemediğine ilişkindir.
B. Sanık müdafinin temyiz isteği; sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
1. Katılan ... ile sanık ...'ın internet üzerinde aynı serverdan oyun oynadıkları sırada tanıştıkları, sanığın katılanı arayıp gömü altın bulduğunu söyleyerek paraya çevirme konusunda yardım istediği, katılan ...'ın da arkadaşı ... aracılığı ile tanıştığı katılanlar ... ve ...'a durumu anlattığı, kuyumculuk işiyle ilgilenen katılanlar ... ve ...'ın 08.04.2012 günü Orhangazi'ye gelerek sanık ... ve temyiz dışı sanıklar ... ve ... ile görüştüğü, sanıkların numune olarak ezilmiş bir altın parçasını katılanlara gösterdikleri, katılanların da numune altını görmeleri üzerine sanıklara inanarak anlaştıkları parayı hazırlamak için Ankara'ya döndükleri, 09.04.2012 günü katılan ...'ın 50.000,00 TL katılan ...'in ise 50.000,00 TL olmak üzere hazırladıkları toplam 100.000,00 TL'yi sanıklara verdikleri, ancak sanıkların altınları getirmek için katılanların yanından ayrıldıktan sonra bir daha geri dönmedikleri, sanık ...'ın da bu suretle temyiz dışı sanıklar ... ve ... ile iştirak halinde dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunmuştur.
2. Sanık ... üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
3. İlk derece Mahkemesi tarafından; sanığın savunması, katılanların beyanları, uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin rapor, teşhis tutanakları ve tüm dosya kapsamı itibarıyla sanık hakkında dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
4. Bölge Adliye Mahkemesince; sanık ... hakkındaki mahkumiyet hükmünün kaldırılmasına ve sanığın dolandırıcılık eylemini katılanlar ... ve ...'a karşı aynı söz ve davranışlarla aynı anda işlemesi ve katılanlardan ayrı ayrı maddi menfaat temin etmesi nedeniyle zincirleme şekilde dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
1.1Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2015/8-656 Esas, 2018/404 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilerek, sanık hakkında kurulan hükümde infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 16.01.2020 tarihli ve 2018/1612 Esas, 2020/87 Karar sayılı kararında sanık ve müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Orhangazi 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.04.2024 tarihinde karar verildi.