Mahkumiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.04.2014 tarihli ve 2013/197 Esas, 2014/198 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.04.2014 tarihli ve 2013/197 Esas, 2014/198 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 05.07.2017 tarihli ve 2017/18071 Esas, 2017/17317 Karar sayılı kararıyla sanığın eyleminin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendine temas etmesi nedeniyle üst dereceli mahkemede yargılama ve değerlendirme yapılması için bozulmasına karar verilmiştir.
3. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2018 tarihli ve 2018/437 Esas, 2018/591 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; mahkumiyete esas hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik araştırma ile karar verildiğine, uzlaştırma sürecindeki tebligatın sanığa usulüne uygun olarak yapılmadığına ve suçun sübut bulmadığına, ilişkindir.
1. Katılana ait cep telefonu numarası olay tarihinde aranmak suretiyle sanığın kendisini Başkomiser ... olarak tanıttığı, katılana hitaben; birilerinin hesabına girmeye çalıştığını, ayrıca terör örgütüne finansman sağlandığını ve hesabındaki paraların çekilmeye çalışıldığını, vereceği hesap numaralarına para göndermesi gerektiğini söylediği, aynı mahiyette kendisini Başkomiser ... ve Cumhuriyet Savcısı ... olarak tanıtan şahıslarında aynı şekilde arayıp benzer sözler sarfettikleri, tedirgin olan katılanın arayan kişilerin vermiş olduğu hesap numaralarına Garanti Bankası hesabından para gönderdiği, sanığa ait banka hesap numarasına 79.000,00 TL para çıkışı olduğu, bahse konu paranın sanık tarafından çekildiği iddiasıyla dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında; üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
3. Katılan aşamada ki beyanında; sanıktan şikayetçi olduğunu, zararının giderilmediğini ve cezalandırılmasını talep etmiştir.
4. Bozma sonrası dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmiş ancak taraflar arasında uzlaşma sağlanamamıştır.
5. Mahkemece tüm dosya kapsamından sanık ...'nın atılı suçu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi yirmi birinci fıkrası gereği uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı tarihe kadar dava zamanaşımının durduğu dikkate alınarak yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 12.Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2018 tarihli ve 2018/437 Esas, 2018/591 Karar sayılı kararında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.04.2024 tarihinde karar verildi.