Mahkumiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52,53 ve 58 inci maddeleri gereğince 2 yıl hapis ve 2.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2.İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay(Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 06.05.2019 tarihli ve 2019/2325 Esas, 2019/4793 Karar sayılı kararı ile eylemin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.02.2020 tarihli ve 2019/485 Esas, 2020/56 Karar sayılı kararı ile uzlaşmanın da sağlanamaması üzerine sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52,53 ve 58 inci maddeleri gereğince 2 yıl hapis ve 2.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; kararı temyiz ettiğine ilişkindir.

Şikayetçi ...'ın bir akrabasının Cerrahpaşa Hastanesinde yataklı tedavi altına alındığı, şikayetçinin onun yanında refakatçi olduğu, 23.07.2012 tarihinden 3 - 4 gün kadar önce hastane bahçesinde gördüğü şikayetçinin yanına gelen ve kendi yakınının da hastanede tedavi görmekte olduğu bahanesiyle tanışıp sohbet ortamı sağlayan sanık ...'in söz ve davranışlarıyla inandırıcılık sağladıktan sonra kendisini gümrük muhafaza memuru olarak tanıtıp kendisine zaman zaman ucuz elektronik eşyalar geldiğini, şikayetçiye ve o sırada yanlarına gelmiş olan şikayetçinin eniştesine de bu eşyalardan temin edebileceğini söylediği, sonraki birkaç gün içerisinde hastanede müştekinin yanına gelip gittiği, 23.07.2012 tarihinde tekrar hastanede şikayetçiyi bulup elinde ucuz televizyon ve bilgisayar bulunduğunu söyleyip satın alması için şikayetçiyi ikna ettiği, 1.500.00 TL karşılığında anlaştıklarını, aynı gün 15.00 sıralarında birlikte hastaneden çıkıp yürüyerek Haseki Caddesi üzerinde bir internet kafenin önüne gittikleri, orada şikayetçinin sanığa 1.500.00 TL verdiği, parayı alan ve biraz sonra ürünlerle döneceğini söyleyen sanığın oradan ayrıldığı, bir daha geri dönmediği ve şikayetçinin zararını kısmen de olsa gidermediği iddia ve kabul olunan olayda temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

1.Sanığın tekerrüre esas alınan Küçükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 2010/766 Esas, 2012/27 Karar sayılı ilamına konu 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasındaki dolandırıcılık suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla, bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerlee ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.04.2024 tarihinde karar verildi.