SUÇLAR: Hakaret, tehdit, kasten yaralama

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Emirdağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2014 tarihli ve 2013/290 Esas, 2014/201 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında,

a. Hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 11 ay 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına,

b. Kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına,

c. Tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 ve 62 nci maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına,

d. Tüm suçlarından hükmolunan hapis cezalarına ilişkin ayrı ayrı 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine,

2. Emirdağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2015/565 Esas, 2016/208 Karar sayılı kararıyla, sanığın denetim süresi içerisinde, suç tarihi 17.08.2014 olan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlediğinden bahisle yapılan ihbar üzerine sanık hakkında, hakaret, tehdit ve kasten yaralama suçlarından açıklanması geri bırakılan hükümlerin aynen açıklanması suretiyle mahkûmiyetine,

Karar verilmiştir.

Sanığın temyiz sebepleri, usûl ve yasaya aykırı karar verildiğine, atılı suçları işlemediğine, savunmasının ve mahkeme huzurundaki tutum ve davranışlarının dikkate alınmadığına ilişkindir.

5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin 11 nci fıkrası uyarınca hükmün açıklanabilmesi için usûlüne uygun olarak kesinleşmiş bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bulunması gerektiği ve Emirdağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2014 tarihli ve 2013/290 Esas, 2014/201 Karar sayılı kararıyla sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin gerekçeli kararın, öncelikle 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi uyarınca sanığın beyan ettiği en son adrese, Merkezi Nüfus İdare Sistemi (MERNİS) şerhi olmadan, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince tebliği, bu adresin tebligata elverişli olmaması veya tebligatın yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek anılan Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre kararın tebliği gerekirken, sanığın doğrudan MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yapılan tebliğ işleminin usulsüz olması nedeniyle sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yöntemince kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı anlaşılmakla birlikte Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.10.2018 tarihli ve 2017/8-952 Esas, 2018/403 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de, bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasının koşullarının bulunmadığı ve Yerel Mahkemece verilen hükümlerin açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu, hukuki değerden yoksun olan mahkûmiyet kararlarının da dava zamanaşımını kesmeyeceği ve bu nedenle sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 86 nciı maddesinin ikinci fıkrası ve 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca belirlenecek cezaların türleri ve üst sınırlarına göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin, anılan Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlem olan sanığın savunmasının alındığı 12.05.2014 tarihinden itibaren gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.04.2024 tarihinde karar verildi.