Şikayetçi Bakanlık vekilinin vaki temyiz isteğinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 298 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Diğer temyiz istekleri yönünden sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR

1. Sanıklar hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işledikleri iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yollamasıyla 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bendi, beşinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli, 2014/520 Esas, 2016/131 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanıkların eylemlerinin reşit olmayanla cinsel ilişki suçu oluşturduğu kabul edilerek sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından ise, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.

2. Dava soyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tanzim olunan onama ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

A. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İsteği
Müvekkilinin beraat etmesi gerektiğine, mağdurenin müvekkili ile ilgili ilişkiye girdiğine dair bir iddiasının bulunmadığına, müvekkilinin mağdure ile ilişkiye girdiğini kabul etmemekle birlikte mağdurenin yaşı konusunda da hataya düştüğüne, teşditin yasal koşullarının oluşmadığına ilişkindir.

B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İsteği

Söz konusu kararı temyiz ettiğine ilişkindir.

C. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Sanıkların mağdureye karşı eylemlerine ilişkin mağdurenin rızasının bulunmadığına, sanıkların çelişki ifadelerine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.

A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
1. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağından Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.

2. Ret sebebine uygun olarak Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

B. Sanıklar Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşıldığından, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış ve katılan mağdure vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

C. Sanıklar Hakkında Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden

1. Sanıklar hakkında yargılama konusu eylemlerin 5237 sayılı Kanunun 104 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu, anılan kanun maddesi uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

2. Aynı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 22.03.2016 tarihli mahkumiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu belirlenmiştir.

3. Yukarıdaki bentlerde açıklanan nedenle Tebliğname'deki bozma isteyen düşünceye farklı gerekçe ile iştirak edilmiştir.

A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle şikayetçi Bakanlık vekilinin vaki temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanıklar Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli, 2014/520 Esas, 2016/131 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

C. Sanıklar Hakkında Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenlerle Mahkemenin kararına yönelik sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ile katılan mağdure vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye farklı gerekçe ile uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.04.2024 tarihinde karar verildi.