Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.10.2013 tarihli kararı ile sanığın dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157,52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 3 yıl hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından, sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşup oluşmayacağına ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.10.2019 tarihli ve 2018/1014 Esas, 2019/622 Karar sayılı kararı ile sanığın dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157,62,52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz istemi, suçsuz olduğundan beraatine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile usul ve yasaya aykırı karar verildiğine, resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
1. Sanığın, telefonla aradığı katılana polis olduğunu, ev telefonundan terör örgütü ile konuşulduğunu, terör örgütüne operasyon yapılacağını, hiç kimseye bir şey söylemeden sokağa çıkmasını, cep telefonunu devamlı açık tutmasını, bunun bir vatan görevi olduğunu söylediği, katılanın inanarak denilenleri yerine getirdiği ve sanığın adına kayıtlı hesaba üç farklı işlemde toplam 9.500,00 TL gönderdiği, bu suretle sanığın zincirleme dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Sanık, kredi kartını Nisan veya Mayıs ayında kaybettiğini, 2-3 gün sonra fark edip müşteri hizmetlerini arayarak kartı kapattırdığını, bu sürede bulan kişiler tarafından kullanılmış olabileceğini beyanla suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Katılan, zararının giderilmediğini beyan etmiştir.
4. Banka yazısına göre, sanığa ait karta olay nedeniyle yatan 9.500,00 TL'nin aynı tarihteki alışveriş işleminde kullanıldığı ve 20.04.2012 tarihinde kartın bloke konularak kapatıldığı bildirilmiştir.
5. Banka dekontları ve HTS raporu incelendiğinde, olay günü saat 10: 20'de 180,00 TL arayan şüpheli numaralardan birine kontör yüklendiği, saat 10: 30'da 300,00 TL, saat 10: 36'da 300 TL, saat 11: 09 da 2.000,00 TL, 11: 19'da 4.000,00 TL ve 11: 30 da 3.500,00 TL gönderildiği, olayda katılanı arayan iki tane şüpheli numaranın başkaları adına kayıtlı olduğu, Akçakale'den baz alan numaranın katılanla 6 kez, Şanlıurfa'dan baz alan numaranın bir kez görüşme yaptığı anlaşılmıştır.
6. Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun, suç tarihinde yürürlükte bulunan aynı Kanun'un 157 nci maddesinin sanığın lehine olduğu ve atılı suçun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği, katılanın uzlaşma teklifini kabul etmemesi nedeniyle uzlaşmanın sağlanamadığı görülmüştür.
5. Mahkemece tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın savunmasına itibar edilmeyerek sübut bulan suçtan mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
1. Katılanın, olay günü birden fazla kez aranması sonucunda muhtelif saatlerde 180,00 TL kontör yüklemesi ve iki kere 300,00 TL, 2.000,00 TL, 4.000,00 TL ve 3.500,00 TL gönderdiği anlaşıldığından sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun'un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek haksız menfaat temin ettiğinden zincirleme suç hükmünün uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesindeki isabetsizlik aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiri nedeni dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.04.2024 tarihinde karar verildi.