İstinaf başvurusunun esastan reddine
Taraflar arasındaki 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) Geçici 8. Madde çalışmalarına itirazdan kaynaklanan tapu iptal tescil davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 8. Maddesi uyarınca yapılan kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesi ile; Antalya ili ... ilçesi, ... sınırları içerisinde yer alan 152 ada 2 parsel sayılı taşınmazın olduğu yerde kadastro çalışması yapıldığını, taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, davalının taşınmazda malik sıfatıyla değil kira ilişkisine istinaden zilyet olduğunu, Kadastro Kanunun 14 ve 17 nci maddesinde yer alan iktisap koşullarının gerçekleşmediğini, taşınmaz üzerinde davalının veya 3 üncü kişilerin malik sıfatıyla herhangi bir kullanım ve tasarrufunun olmadığını, taşınmaz üzerinde imar ihyaya yönelik herhangi bir faaliyet yapılmadığını ileri sürerek yapılan tespitin iptali ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 152 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) Geçici 8. Madde gereğince yapılan kadastro tespitinin ve Komisyon Kararının iptali ile tarla niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; hava ve uydu fotoğrafları ile desteklenen bilirkişi rapor içeriklerine göre taşınmaz üzerinde imar ihya çalışmaları tamamlanarak tespite kadar 20 yıllık kesintisiz zilyetliğin bulunmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı bir husus olmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Verilen karar davalı vekili tarafından; dinlenen tanık beyanı ve bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmazın uzun zamandan beri davalı müvekkilin fiili hakimiyeti altında bulunduğu anlaşıldığından, verilen kararın davalı lehine bozulması istemiyle temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.