Taksirle yaralama suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Olay günü saat 03: 00 sıralarında katılanın tanık ... ile birlikte sanığın babasının sahibi olduğu lokantaya geldiği, aşırı alkollü olan katılan ... Yenen ile tanık ...'ın çorba içtikleri sırada tartıştıkları, katılanın elindeki bardağı masaya vurarak kırdığı ve ekmek sepetini de yere fırlattığı, olay esnasında lokantada olan sanığın da olaya müdahale ettiği ve katılan ile tanığı dışarı çıkartmak isterken katılanın dengesini kaybederek yere düştüğü, üzerine sobanın üstündeki çaydanlığın devrilmesi sonucu yüzünde sabit iz kalacak şekilde yanıklı yaralandığı; gerek katılanın sanığı suçlamadığı 24.03.2007 tarihli ifadesinden, gerek sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmemesinden ve gerekse de tanık ...'ın ifadelerinden sanığın, katılanın üzerine kasıtlı olarak sıcak su döküp katılanı kasten yaraladığına dair delillerin olmadığı, ancak sanık ...'nın avukat huzurunda verdiği 28.05.2007 tarihli savcılık ifadesinde, olay çıkaran alkollü katılanı ayağa kaldırıp iteklediğini ve yere düşen katılanın üzerine çaydanlığın devrildiğini beyan etmesi karşısında sanığın eyleminin taksirle yaralama suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, sanığın taksirle yaralama suçundan mahkumiyeti yerine yerinde olmayan gerekçeyle beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 12.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.