Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği, ... Köyü çalışma alanında bulunan ve 1984 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazın adına tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince ilk olarak davanın kabulü ile, fen bilirkişisi raporunda 13.230,51 metrekarelik taşınmazın davacı ... adına tesciline dair verilen karar, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 19.10.2016 tarihli ve 2015/9867 Esas, 2016/9331 Karar sayılı kararı ile "Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli değildir, dava konusu taşınmazın nehir kenarında bulunması nedeni ile nehir taşkın alanında kalıp kalmadığının belirlenmesi zorunlu olduğu halde jeolog bilirkişisinden rapor alınarak bu husus açıklığa kavuşturulmamış, taşınmazın uzun süreden beri kullanılmadığı anlaşılmakla iradi terk olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği de irdelenmemiştir. Bu nedenlerle; mahkemece, bir jeolog bilirkişi, bir fen elemanı yerel bilirkişiler ve tarafların gösterecekleri tanıklar olduğu halde yeniden yapılacak keşifte taşınmazın ne kadar zamandır boş vaziyette olup kullanılmadığı, iradi terk olgusunun bulunup bulunmadığı yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle tesbit edilmeli, taşınmazın öncesinde ne şekilde kim tarafından ne kadar zamandan beri kullanıldığı ayrıntılı biçimde açıklattırılmalı, taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, jeolog bilirkişiden taşınmazın nehrin etki alanında olup olmadığı, taşkın tehdidi bulunup bulunmadığı, nehrin son zamanlarda yatak değiştirip değiştirmediği konularında rapor alınmalı, 20 yıl süreyle kazandırıcı zamanaşımı yolu ile mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmelidir. Taşınmazda davacı lehine zilyetlik koşulları oluşmuş ve iradi terk söz konusu değil ise 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanun'un 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükümleri dikkate alınarak davacı yararına aynı kadastro çalışma alanında sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır" şeklindeki gerekçe ile bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak devam eden yargılama neticesinde, dosya arasına arasına alınan hava fotoğrafları, jeodezi ve fotoğrametri bilirkişisinin raporu, keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların beyanları, ziraat ve fen bilirkişi raporu ile orman bilirkişisi raporu bir bütün halinde değerlendirildiğinde taşınmazların tamamında 1984 ve 2002 yıllarına ait hava fotoğrafları üzerinde tarımsal amaçlı kullanım olduğu, tarımsal faaliyetin aralıksız yapıldığı, taşınmazların sınırlarının belirgin olduğu ve davacı lehine zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleştiği ve ancak taşınmazın baraj gölü suları altında kalması sebebiyle davanın kabulü ile, Batman ili, Hasankeyf ilçesi, ... Köyünde kain fen bilirkişisi H.I tarafından 26.10.2021 tarihli raporuna ekli krokide A harfiyle gösterilen 13.216,31 m²'lik taşınmazın davacı adına tespitine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmuş ancak bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiştir. Şöyle ki; dava tapusuz taşınmazın tescili davası olduğu halde, İlk Derece Mahkemesince alınan raporlarda (eski) 367,368,369 parsellere ilişkin değerlendirme yapılmış, eski tarihli hava fotoğraflarında bu parsellerde kullanım olup olmadığı belirlenmiş, bu parsellerin kıyı kenar çizgisine göre konumu incelenmiş ve yine bu parsellerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı tespit edilmiştir. Oysa ki dava konusu taşınmaz bahsi geçen parsellerin batı tarafındaki tespit harici alan olup, dava konusu taşınmaza ilişkin inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazın hangi tarihte sular altında kaldığı, bu yerle ilgili olarak baraj gölü suları altında kalmadan önce film ve fotoğraflarının çekilip çekilmediği, dava konusu taşınmazın kamulaştırılıp kamulaştırılmadığı sorulmalı, kamulaştırılmış ise kamulaştırmaya ilişkin tüm belgeler dosya arasına getirtilmeli, nizalı taşınmazın daimi nitelikte baraj gölü suları altında kaldığı anlaşıldığından keşif yapılmasına gerek olmaksızın kadastro paftası üzerinde büro incelemesi yapılmalıdır.
Yapılacak büro incelemesi sırasında mahalli bilirkişiler ve taraf tanıklarından pafta üzerinden nizalı taşınmazın mevkii, sınırları, sınır komşuları, geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, nehrin etkisinde olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, önceki bozma ilamında belirtildiği üzere iradi terk olgusu irdelenmeli, bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki olduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeli; dosya, jeolog, orman mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye tevdi edilerek, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı, nehir kenarında bulunması sebebiyle nehrin taşkınlık alanında kalıp kalmadığını belirten, taşınmazın nehir ve kıyı kenar çizgisi karşısındaki durumunu kesin olarak ortaya koyan, önceki uzman bilirkişi raporlarının da değerlendirildiği, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; dosya içerisinde bulunduğu anlaşılan 1984 ve 2002 tarihli hava fotoğrafları ile davanın 2013 yılında açıldığı dikkate alınarak, dava tarihinden geriye 20 yıllık zilyetlik şartı arandığından bu aradaki en az 2 hava fotoğrafı ve ayrıca en eski ve dava tarihine en yakın tarihli uydu fotoğraflarının incelenmesi neticesinde, çekişmeli taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini ve özellikle taşınmazın aktif nehir yatağında kalıp kalmadığı ve iradi terkin gerçekleşip gerçekleşmediği hususundaki değerlendirmeyi içerir rapor düzenlemesi istenilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Kabule göre de; taşınmazın baraj gölü suları altında kaldığı belirlendiğine göre taşınmaz hakkında mülkiyetin tespiti yerine, "taşınmazın davacı adına tespitine" şeklinde karar verilmesi de isabetsizdir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.