Mahkûmiyet

Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanık hakkında kurulan hükmün; katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/4, 22/3,50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 7.300 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, kararının sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 15.09.2021 tarihli kararıyla bilinçli taksirin koşullarının oluşmadığı ve netice cezanın hatalı belirlenmesi gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde mahkemece sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı TCK'nın 89/4, 50/1-a, 52/2-4. ve 5275 sayılı Yasanın 106/3. maddeleri uyarınca 7.300 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Katılanlar vekillerinin temyiz sebepleri; ceza miktarına ve bilinçli taksire ilişkindir.

Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay günü saat 16.30 sıralarında, sanık ...'un idaresindeki otomobil ile meskun mahalde, 5 metre genişliğinde, bölünmemiş, iki yönlü, eğimli, yol şerit çizgisi ve trafik işaret levhası bulunmayan yolda, gündüz vakti seyri sırasında olay mahalli tehlikeli viraja geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı şeride geçtiği ve karşıdan şeridi içerisinde seyretmekte olan katılan ...'ın idaresindeki araç ile çarpıştığı, kaza sebebiyle katılan ...'ın yüzünde sabit iz kalacak şekilde, ...'ın ise basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralandığı olayda, tam kusurlu sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 89/4. maddesindeki taksirle yaralama suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23/01/2018 tarih, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesi ile birlikte 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesinin uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Köyceğiz Asliye Ceza Mahkemesinin kararında katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.09.2024 tarihinde karar verildi.