SAYISI: 2022/İHK-34679

SAYISI: K-2022/73773

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın vekalet ücretine ilişkin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.05.2021 tarihinde davalı nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası neticesinde yolcu konumunda olan davacının en az %5 oranınıda malul kaldığını, davalı sigortacıya ödeme yapılması için başvuru yapılmış ise de davalının yasal süre içerisinde gerekli ödemeyi yapmayarak temerrüde düştüğünü ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL sürekli maluliyet tazminatı ve adli tıp rapor ücretinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 29.03.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 175.826,21 TL’ ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davadan önce davalı ... şirketine usulüne uygun başvuruda bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunun usule ve ilgili mevzuata uygun olmadığını, maluliyet tespitinin Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılması gerekirken Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapıldığını, raporda tespit edilen maluliyet oranının fahiş olduğunu, maluliyet raporunun henüz iyileşme süreci tamamlanmadan ve muhtemel iyileşmeler göz önüne alınmadan hazırlandığını, kusur durumunun tespitine yönelik Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, davacının emniyet kemeri takılı olup olmadığı belirsiz olup öncelikle bu durumun tespit edilmesi, eğer takılı değilse müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, rapor ücretinin davalı ... şirketinin sorumluluğunda bulunmadığını, davacının SGK'dan gelir sağlayıp sağlamadığının tespiti gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulü ile 175.826,21 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 14.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 750 TL rapor ücretinin yargılama giderleri kapsamında davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacının davadan önce davalı ... şirketine usulüne uygun başvuruda bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunun usule ve ilgili mevzuata uygun olmadığını, maluliyet tespitinin Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılması gerekirken Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapıldığını, raporda tespit edilen maluliyet oranının fahiş olduğunu, maluliyet raporunun henüz iyileşme süreci tamamlanmadan ve muhtemel iyileşmeler göz önüne alınmadan hazırlandığını, tazminat hesaplamasında %1,8 teknik faiz kullanılması gerektiğini, davalı sigortacı nezdinde sigortalı bulunan aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tespit edilen kusur oranının hakkaniyete aykırı olduğunu, kazanın meydana gelmesindeki kusur durumlarının detaylı olarak incelendiği uzman raporu dosyaya kazandırılmaksızın davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazada asli kusurlu olduğunun kabul edildiğini, davacının emniyet kemeri takılı olup olmadığının belirsiz olup öncelikle bu durumun tespit edilmesi eğer takılı değilse müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, davacının başından yaralandığını, şayet emniyet kemeri takılı olsaydı araç içinde savrulma meydana gelmeyip davacının başından yaralanmayacağını, rapor ücretinin davalı ... şirketinin sorumluluğunda bulunmadığını, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin AAÜT'ne göre hesaplanacak ücretin 1/5'i oranında olması gerekirken tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; maluliyet raporunun rapor tarihinde yürürlükte bulunan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ekinde cetvel bulunmadığından kaza tarihinde geçerli olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlendiği, tazminat hesaplamasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin esas alınmasında usulsüzlük bulunmadığı, trafik kaza tutanağında şerit ihlali yaparak davacının içinde yolcu olarak bulunduğu araca sol önden çarpan davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun belirlendiği, davalı vekili tarafından bu belirlemenin aksine kazanın farklı şekilde meydana geldiğine dair bir savunma ve delil ileri sürülüp kanıtlanamadığı, davacının kaza sırasında emniyet kemerinin takılıp takılmadığının tespit edilememesi karşısında müterafik kusur indirimi yapılmasının mümkün bulunmadığı, davacının maluliyetini belirleyen rapor ücretinin yargılama gideri niteliği bulunduğu belirtilerek davalı vekilinin bu hususlara ilişkin itirazlarının reddine; kararda davacı lehine tam avukatlık ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı bu nedenle davalı vekilinin avukatlık ücretine ilişkin itirazının kabulü ile davacı lehine tarifeye göre hesaplanan avukatlık ücretinin tamamı esas alınarak hükmedilmiş olan avukatlık ücretinin maktu ücretin altına düşmemek üzere 1/5 oranına indirilerek kararın düzeltilmesi gerektiği belirtilerek davalının vekalet ücretine yönelik itirazlarının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının 3 numaralı bendinde yer alan davacı lehine verilen vekalet ücretinin ''5.100 TL '' olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının davadan önce davalı ... şirketine usulüne uygun başvuruda bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunun usule ve ilgili mevzuata uygun olmadığını, maluliyet tespitinin Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılması gerekirken Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapıldığını, raporda tespit edilen maluliyet oranının fahiş olduğunu, maluliyet raporunun henüz iyileşme süreci tamamlanmadan ve muhtemel iyileşmeler göz önüne alınmadan hazırlandığını, tazminat hesaplamasında %1,8 teknik faiz kullanılması gerektiğini, davalı sigortacı nezdinde sigortalı bulunan aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tespit edilen kusur oranının hakkaniyete aykırı olduğunu, kazanın meydana gelmesindeki kusur durumlarının detaylı olarak incelendiği uzman raporu dosyaya kazandırılmaksızın davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazada asli kusurlu olduğunun kabul edildiğini, davacının emniyet kemeri takılı olup olmadığının belirsiz olup öncelikle bu durumun tespit edilmesi eğer takılı değilse müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, davacının başından yaralandığını şayet emniyet kemeri takılı olsaydı araç içinde savrulma meydana gelmeyip davacının başından yaralanmayacağını ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir.

davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazasında yolcu olarak bulunan davacının yaralanıp malul kalması nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı ve rapor ücreti talebine ilişkindir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

1.Somut olayda; davacı ..., babası Ediz Biberoğlu'nun işleteni ve sürücüsü olduğu araçta yolcu konumunda iken 20.05.2021 tarihinde davalıya sigortalı araç ile aralarında meydana gelen çift taraflı trafik kazası sonucunda yaralanarak malul kalmıştır. Eldeki dava, 2011 doğumlu İlknur Su'ya velayeten kanuni temsilcileri olan anne Müjde ve baba Ediz tarafından açılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 426 ncı maddesinde temsil kayyımı gerektiren haller düzenlenmiş olup, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa vesayet makamı, ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyımı atar. Temsil kayyımı atanmasına konu menfaat çatışmasının tarafları, temsil olunan ile onun yasal temsilcileridir. Küçüğün menfaati ile yasal temsilcinin menfaati arasında salt soyut bir tehlike olasılığının varlığı da, temsil kayyımı atanması için yeterlidir.
Eldeki davada davacılar anne Müjde ve baba Ediz küçüğün velisi ve dolayısıyla yasal temsilcisi ise de, davacı Ediz'in meydana gelen trafik kazasında davacının bulunduğu aracın sürücüsü ve işleteni konumunda olduğu anlaşılmakta olup hükmedilecek tazminatın rücuen tahsili isteminde bulunulması ihtimalinin varlığı nedeniyle, yasal temsilci olan anne-babanın menfaati ile küçüğün menfaati bu davada çatışmaktadır. Bu sebeple kanuni temsilci anne ve baba küçüğü temsil edemez.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince, davacı küçüğe temsil kayyımı atanması için davacı yana süre verilmesi, bu işlem yönünden taraflardan süre uzatımına muvafakat istenilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kayyım tayin edilmesi ve kayyımın davaya iştiraki sağlanmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2.Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.