Taraflar arasında görülen davada Gemlik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.06.2020 tarih ve 2020/114 E. - 2020/139 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalıdan alacaklı olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takip dayanağı belgede davalı aleyhine borç doğurucu ifade bulunmadığını, davalının davacıya borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; dava konusu takibe ilişkin belgeler incelendiğinde, davalı borçlunun icra takibine itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya icra müdürlüğünce 19.04.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 13.08.2015 tarihinde açıldığı, İİK. 67/1. maddesi uyarınca davacı alacaklının itirazın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren bir sene içinde itirazın iptali davasını açmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı alacaklının icra takibine yapılan itirazın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren İcra ve İflas Kanunu’nun 67/1 maddesi uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasını açmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilerek davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 20.575,00 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir.
İtirazın iptali davalarında, davanın, yasada öngörülen hak düşürücü nitelikteki sürede açılması bir dava şartı niteliğindedir. Karar tarihinde yürürlükte olan 2020 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/2. maddesindeki “Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.” düzenlemesi gereğince davalı lehine maktu vekalet ücreti tutarını geçmemek üzere nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, üst sınır aşılarak vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı yararına takdir edilen vekalet ücreti yönünden HUMK 438/7. maddesi uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 5. bendinde yer alan “20.575,00 TL” ibaresinin çıkarılmasına, yerine “ 3.400,00 TL” ibaresinin yazılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ BU HALİYLE ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.