Mahkumiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 29.11.2012 tarihli ve 2012/42864 Esas sayılı iddinamesiyle, sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.04.2013 tarihli ve 2012/399 Esas, 2013/201 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 1.750,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.04.2013 tarihli ve 2012/399 Esas, 2013/201 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 06.02.2018 tarihli ve 2015/2585 Esas, 2018/646 Karar sayılı kararı ile; "Sanık hakkında, sahte olarak düzenlediği iddia olunan İcra Müdürlüğüne ait tahsilat makbuzu nedeniyle zamanaşımı süresi içerisinde her zaman sahtecilik suçundan kamu davası açılabileceği değerlendirilerek yapılan incelemede; ... Danışmanlık ve Aracılık Hizmetleri adı altında araç alım satım işi yapan sanığın, etrafına icra müdürlüklerinde satılan araçları ucuza aldığına dair haber yaydığı, bunu öğrenen katılan ...'nun, kendisine de bu şekilde bir araç alınmasını istemesi üzerine sanık ile irtibat kurduğu, sanığın 17.000 TL bedel ile katılanın istediği aracı alabileceğini söylemesi üzerine katılanın 17.000 TL parayı sanığa verdiği ve aralarında protokol tanzim ettikleri, sanığın bir gün sonra Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün 2011/360 talimat sayılı dosyasına katılan adına paranın yatırıldığına dair sahte makbuzu verdiği ve aracın bir süre sonra katılana verileceğini söylemesine rağmen aracın katılana teslim edilmediği, sanığın bu suretle serbest meslek sahibi kişilerin dolandırıcılığı suçunu işlediğinin kabul olunduğu olayda; a-5237 sayılı TCK'nın 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi halinin nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edildiği, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 65/2. maddesinde, serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlandığı, aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denildiği, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerektiği, bu açıklamalar ışığı altında araç alım satımı hususunda aracılık işinin serbest meslek olarak nitelendirilemeyeceği, bununla birlikte sanığın sunmuş olduğu sahte tahsilat makbuzunun da menfaati elde ettikten bir gün sonra verilmesi, dolandırıcılık eylemi sırasında kullanılmaması karşısında eyleminin TCK'nın 158/1-d maddesi kapsamına da girmeyeceği, bu nedenlerle sanığın eyleminin TCK'nın 157/1 maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; b- Sanık hakkında TCK'nın 158/1-h maddesi gereğince kamu davası açıldığı halde ek savunma hakkı verilmeden TCK'nın 158/1-i maddesi gereğince hüküm kurulması suretiyle CMK’nın 226/2. maddesine aykırılık oluşturulması, c- Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini, d- Suç tarihinin haksız menfaatin elde edildiği tarih olan 07/05/2012 tarihi olmasına rağmen, hükümde 07/08/2012 olarak yazılması suretiyle hataya düşülmesi," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma sonrası, Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.12.2018 tarihli ve 2018/115 Esas, 2018/417 Karar sayılı kararı sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden 1 yıl 8 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 25.01.2019 tarihli ve 15-2019/5276 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın dolandırıcılık kastıyla haraket ettiğine dair delil bulunmadığına, hukuki ihtilafın söz konusu olduğuna, kararın bozulması gerektiğine, ilişkindir.
1. ... Danışmanlık ve Aracılık Hizmetleri adı altında araç alım satım işi yapan sanığın, etrafına icra müdürlüklerinde satılan araçları ucuza aldığına dair haber yaydığı, bunu öğrenen katılan ...'nun, kendisine de bu şekilde bir araç alınmasını istemesi üzerine sanık ile irtibat kurduğu, sanığın 17.000,00 TL bedel ile katılanın istediği aracı alabileceğini söylemesi üzerine katılanın 17.000,00 TL parayı sanığa verdiği ve aralarında protokol tanzim ettikleri, sanığın bir gün sonra Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün 2011/360 talimat sayılı dosyasına katılan adına paranın yatırıldığına dair sahte makbuzu verdiği ve aracın bir süre sonra katılana verileceğini söylemesine rağmen aracın katılana teslim edilmediği, sanığın bu suretle dolandırıcılık suçunu işlediğinin kabul olunduğu olayda; sanığın hileli davranışlarla katılanı aldatıp, kendisine çıkar sağlamak suretiyle üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği sabit görüldüğünden sanığın dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Bozma sonrası sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde 31.03.2018 tarihli rapor düzenlendiği görülmüştür.
3. Katılanın beyanları, sanık savunması, ilgili kollukça tutulan tutanaklar, sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, uzlaştırma raporu ve diğer deliller dosya arasındadır.
4. Mahkemece tüm dosya kapsamından sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
Suç tarihinin 07.05.2012 tarihi olduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin birinci fıkrası ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 34 üncü maddeleri gereğince "şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu" 12.03.2018 tarihi ile "uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporun uzlaştırma bürosuna verildiği" 05.04.2018 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
1. Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin sanığın iddianame konusu eylemi gerçekleştirdiği hususundaki sübuta yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanın tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerler uyumla olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfın ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.12.2018 tarihli ve 2018/115 Esas, 2018/417 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.04.2024 tarihinde karar verildi.